14 Temmuz 2011 Perşembe

Çorum, Savunma Sanayiinde Kendine Yer Bulabilir mi?

Memleketim olan Çorum, 1990'lı yılların sonlarından bu yana sanayi kapasitesini hızla geliştirmekte. Makina, tekstil, kiremit - tuğla gibi sektörlerin öncülüğünde bölgesinde bir cazibe merkezi haline geldi. Bu gelişmelere paralel olarak, dönem dönem şehrin savunma sanayiinde daha etkin rol alması da tartışılagelmekte. Bu kapsamda en son şehrin günlük yerel gazetesi Çorum Haber'de 11 Temmuz tarihli "Çorum'un Hedefi Savunma Sanayii" başlıklı bir haber yayınlandı. Haber, Çorum sanayicilerinde yankı buldu, çeşitli yorumlar geldi. Ben de naçizane görüşlerimi kaleme alıp paylaştım, gazetenin 14 Temmuz tarihli sayısında ve internet sitesinde yayınlandı.

Ulusal savunma sanayiinin gelişmesi için yan sanayi ve KOBİ'lerin esas itici güç olduğuna inanıyorum. Umarım konu, Çorum ve sanayisi gelişmiş diğer şehirlerde de bu boyutu ile ele alınır, gerek şehrin sanayicileri gerekse Ankara cephesinde farkındalık oluşturulur.

4 yorum:

Erhan DOĞUDAN dedi ki...

Neden olmasın, olmaması için bir sebep yok.
Ama tüm savunma sanayi firmalarını yanyana kurma, hatta bunları bir organize site gibi tek veya büyük kampüslere taşımayı mantıklı görenlerin olduğu ülkemizde Çorum'da bu alanda ilerleme çok zordur.
Savunma sanayisinin diğer sanayilerden temel farkı şudur: SAVAŞTAN ÖNCE İLK VURULACAK HEDEFLERDİR.

Ama birileri şöyle derse; İyi de bizi kim vuracak, ben de o zaman bu sanayiye ihtiyacımız yok o zaman sektörü yok edelim derim.

Bu sanayinin ülke geneline dağıtılmış olması yeni fikirlerin filizlenmesini sağlayacaktır.

mesela roket ve nihai uçak imalat sanayilerinin yerleşim boşlukları olan bölgelere kurulması çok mantıklıdır;Konya, Erzurum gibi bölgeler.
Kimya alanında tuz gölü civarları muhteşemdir.

Ama şimdi oralara gidecek kaliteli mühendis bulamayız sorun olur derseniz: Bu işler için o yerlere gitmeyi kabul etmeyen mühendis ve yöneticiler zaten yanlış seçilmiş kişilerdir. Mesela ABD de bir laboratuar-araştırma merkezi çölün tam ortasındadır. Amerikalı çölün ortasında yaşayabiliyor ve bilgi üretebiliyorsa, bizimkiler istanbul ankara gecelerine akmadan çalışamayız derse bazı şeyleri yeni baştan düşünmeliyiz.

Ama sorun bunların denetlemesini yapmak isteyenler ankaranın istanbulun dışında yaşamak istemiyor da bu nedenle TAŞRA dedikleri yerlerdeki savunma sanayi yatırımlarına hoş bakmıyorlarsa durum daha da vahimdir.

Olay ÇORUM'da olur mu olmaz mı idi. Derimki öbekleşmeden her yerde olur. O kadar çok üretilecek şey var ki üretim konusunda yatırımcının ve araştırmacının da önünü açıp serbest bıraksınlar her alanda sanayimiz şaha kalkar.

Son olarak şunu hatırlatmak isterim. ikinci dünya savaşında Alman'ların Enigma, V1 ve V2 ile ilgili üretim merkezlerinin nerede olduğu hala bilinmiyor... biz neden organize savunma sanayi merkezleri kuralım(2006 civarında böyle bir proje vardı/Başkent organize-Odtü-SSM ortaklığı ile)

Son bir ilave: aktif karbonu daha üniversiteler duymadan veya ilgilerini çekmeden Çorumda 2 kişi bu konuda yıllar yıllar önce(70'lerde) ündüstriyel çalışma yapmışlardı, sonrada bu adamların almanyaya göçtüklerini öğrendim. Buna şaşırmadım

Adsız dedi ki...

Sanayinin ülke geneline yayılma mutla iyi olur ama Kayserinden sıra geleceğini hiç sanmıyorum.

ist_eternal

Adsız dedi ki...

Erhan'in bahsettigi gibi ABD'de colun ortasinda (New Mexico eyaletinde) 2 buyuk lab var ve buralarda binlerce PhD'li muhendis calisiyor.

Bu lablarin birinin cok yakininda(zaten lab da ismini kasabadan aliyor) Las Alamos diye de bir kasaba var, dunya'nin egitim ortalamasi olarak herhalde en yuksek kasabasidir. Sallasan PhD'liye carpar, o kadar yani.

Boyle birsey Turkiye'de niye mumkun olamiyor anlamak zor. Varsa yoksa Istanbul, Ankara.

Mustafa

Erhan DOĞUDAN dedi ki...

Üniversiteyi kazandığımda babam beni karşısına aldı ve dedi ki: Bir gün senin işletmene geldiğimde yakası en kirli adam sen olmalısın. Makamın ne olursa olsun eninde sonunda ırgat başı olacaksın ve bil ki ırgat başından kan damlamaz ise ırgattan ter damlamaz.

Bu tavsiyesini yaşadım ve ekibimdekinlere yap dediğim her şeyi biliyorlardı ki kendim de yapabilirim, kirli, tehlikeli, yüksek, klostrofobik fark etmez en az onlar kadar o ortama hazır olduğumu veya oradan çağırdığımı bildiler ve gördüler. Bunun sayesinde kendimi epeyi geliştirdiğimi sanıyorum

Ama malesef üniversiteden yeni çıkanlar veya tecrübeli olanlar şantiyeden uzak yaşamı tercih edip, hatta oralarda bile takım elbiselerle mühendislik ve üst düzey yöneticilik yapma eğiliminde.

Yabancı mühendislerde, hatta güzide savunma sanayi firmalarımızda çalışan yabancı mühendis ve uzmanlar ise cebinde dolma kalem yerine kontrol kalemi tebeşir taşırken, iş elbisesi olarak ta tulum türevi iş elbiseleri kullanmakta.

Mühendisler ve teknokratlar ürettikleri ile üretim yerlerinde mutlu olabilmeyi bilmeliler. ankaranın istanbulun gecelerine akarak hizmet ve eser üretilmez.

Ben en mutlu dönemlerimi burun deliklerime kulaklarıma kadar kömürle dolmuşken, haftalarca banyo bile yapamadan yatak yerine şezlonglarda kestirmelerle idare ederken yangınlarla arızalarla lab reaktör arasında koşuştururken yaşadım.

izmirde yaşadım ama 1.5 sene fabrika kampüsünde yaşarken evimi unuttum, ha izmir olmuş ha hakkari fark etmezdi yani.
Ve yapılacak çok iş var(ülkem ve kendim adına).. üretebilmenin hazzını yaşayacaksak, ve nerede üretim yapmaya gönül vermişler varsa önü açılmalı. hakkari çorum uşak fark etmez. bilim ve teknoloji her yerde üretilir.
Bu konuda tutucu olanlar ise ya üretimi bilmeyenlerdir ya da ARD NİYETLİLERDİR