9 Mayıs 2011 Pazartesi

VI. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı Gerçekleştirildi

Makina Mühendisleri Odası (MMO) Eskişehir Şubesi'nin düzenlediği 6. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı (UHUMK), 6 - 7 Mayıs tarihlerinde Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü'nde gerçekleştirildi.

Eskişehir gibi güzel bir şehri tekrar gezip havasını teneffüs etmek için güzel bir fırsattı. Zaten UHUMK'u meslekî yönüne ilaveten bu yüzden de seviyorum. Bu benim UHUMK'a üçüncü katılışım, son ikisinde bildiri ile de yer alıyorum.

(Kurultayda sunmuş olduğum bildiriye buradan, kurultay bildiriler kitabına ise buradan ulaşabilirsiniz)

Kurultay, MMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Kutlu, MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Savaş Özaydemir ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) Helikopter Programları Daire Başkanı Köksal Liman'ın açılış konuşmaları ile başladı.

Kurultay'da özellikle dikkatimi çeken bir hususu vurgulamak isterim: 2007'deki 4. kurultaya SSM Müsteşarı Murad Bayar, Eskişehir Belediye Başkanı ve hem Ankara'dan hem de Eskişehir'den çok sayıda üst düzey yetkili katılmıştı. 2009'daki kurultayda da benzer şekilde katılım üst düzeydeydi. Ancak bu kurultayda Ankara'dan (yani "Devlet"ten) tek katılım SSM Helikopter Daire Başkanı seviyesindeydi. Bu düşük ilginin muhtemel bir sebebi Haziran genel seçimleri olabilir, ancak yine de önemli bir eksiklikti. Eskişehir havacılık sanayii ve genel olarak tüm havacılık mühendisleri, dertlerini Ankara'ya anlatacak muhatap bulamadılar.

Açılış konuşmalarından ilgimi çekip not aldığım bazı noktalar şunlar:

MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar konuşmasında, MMO'ya üye uçak, havacılık ve uzay mühendisi (UHUM) sayısının 815 olduğunu; Türkiye'deki tüm işgücü (yaklaşık 23.5 milyon kişi) içinde UHUM'ların oranının 0.5% olduğunu, bu oranın gelişmiş ülkelerde 1%'in üstünde olduğunu belirtti.

ESO Başkanı Savaş Özaydemir ise, Eskişehir'deki havacılık sanayii faaliyetleri hakkında genel bilgiler sundu. Özaydemir, Eskişehir'de 20'den fazla havacılık yan sanayii kuruluşu bulunduğunu, havacılık kümelenmesi faaliyetlerinin başladığını ancak üniversite tarafında yeni bölüm ihtiyacı bulunduğunu ifade etti. Özaydemir ayrıca, Anadolu Üniversitesi bünyesinde Havacılık Mükemmeliyet Merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

SSM Helikopter Daire Başkanı Köksal Liman konuşmasında, halihazırda dairelerinin yürüttüğü toplam proje sayısının 20; projelerin mali boyutunun da $10 milyar dolaylarında olduğunu bildirdi. Sabit ve döner kanat tüm havacılık projelerinin, SSM iş yükünün yaklaşık 60%'ını teşkil ettiğini söyleyen Liman, gündemdeki bazı projelerle ilgili de bilgiler verdi. Liman'ın aktardığına göre:

ATAK Projesi'nde 2012 Nisan ayında ilk helikopter teslimatları gerçekleştirilecek (9 adetlik "Erken Duhûl Helikopteri" paketinin ilki - A.M.). Öte yandan TAI tesislerinde montaj hattında bulunan T-129 prototipi ilk uçuşunu Haziran ayı başında gerçekleştirecek.

Genel Maksat Helikopteri (GMH) Projesi'nde 67%'lik yerli katkı payına ulaşılmış durumda. Proje kapsamında TEI helikopterlerin motorlarının, Alp Havacılık transmisyon ve tüm dinamik parçaların, TAI ise gövde üretimi ve nihai montajın sorumluluğunu üstlenecek. Bu kapsamda TEI, helikopterlerin motorlarının tüm üretim, entegrasyon ve bakımından sorumlu olacak. Öte yandan Sikorsky, Türkiye'nin alacağı her helikopter için aynı sayıda motor, dinamik parça ve gövdeyi sırasıyla TEI, Alp Havacılık ve TAI'den almayı taahhüt etmiş durumda. Projede actuator (eyleyici) ve hidrolikler dışında yabancı katkı bulunmuyor, transmisyon konusunda ise teknoloji Alp Havacılık'a Sikorsky üzerinden gelecek; 100% kontrol, hassas bir teknoloji alanı olduğu için mümkün değil.

Jandarma Genel Komutanlığı'nın yılan hikayesine dönüşen Mi-17 helikopterleri ile ilgili Mayıs ayı sonunda bir SSM ekibi, helikopterleri teslim almak için Rusya'ya gidecekler.

Özgün Helikopter Geliştirme Projesi'nde fizibilite çalışmaları devam ediyor ancak proje daha başlangıçta sıkıntılı bir sürece sahne oluyor. Zira SSM, yeterli altyapı ve dahası konusunda uzman yetişmiş personel sıkıntısı çekmekte. Transmisyon, dinamik parçalar ve genel tasarım konularında Türkiye'de yeterli personel bulunamaması projenin yavaş ilerlemesine neden oluyor. İTÜ ROTAM'ın tecrübe ve birikiminin kullanılacağı projede üzerinde durulan tasarım, iki pilota ilaveten 10 kişi taşıyabilen, TSK'nın eğitim helikopteri ihtiyacını karşılayabilecek (AB-206'ların yerini alacak  - A.M.), çift motorlu ve 5t sınıfı bir helikopter. Söz konusu helikopterin aynı zamanda cankurtaran, polis türevleri de bulunacak.

Benim de üyesi olduğum MMO Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Meslek Dalı Komisyonu (UHUM-MEDAK) Başkanı Faruk Sevim, ülkemizdeki UHUM istihdamına ilişkin ilginç veriler sundu. Sevim'in bildirdiğine göre, halen Türkiye'de aktif çalışan 3,200 civarında UHUM bulunuyor.

Faruk Sevim, 2000 yılında Türkiye'deki aktif UHUM'ların (yaklaşık 350) yaklaşık 22%'sinin havacılık sektöründe, 39%'unun havacılık dışı sektörlerde, 19%'unun ise yurtdışında çalışmakta olduğunu, 2000 yılında havacılık sektöründe çalışan yaklaşık 350 UHUM'un 43%'ünün havayolu şirketlerinde çalıştığını belirtti.

2004 yılında toplam UHUM sayısı 2,100'e ulaşmış; 26%sı havacılık sektöründe, 57%'si ise havacılık dışı sektörlerde çalışmakta imiş. Sektörde çalışan mühendislerin 24%'ü havayolu işletmelerinde, 53%'ü ise havacılık sanayiinde çalışıyor.

Yıl 2010'a geldiğinde toplam Türkiye'deki toplam UHUM sayısı 3,200. Bu sayının 39%'u havacılık sektöründe, 46%'sı ise sektör dışı faaliyetlerde çalışıyor. Sektör içi UHUM'ların sayısı 1,200; 32%'si havayolu işletmelerinde, 56%'sı ise havacılık sanayiinde çalışmakta.

Eğitim alanında istihdam edilen UHUM sayısı 2000'den bu yana kayda değer bir artış göstermemiş. Ancak öte yandan yeni açılan bölümler ve artırılan kontenjanlar göz önüne alınırsa, tehlikeli bir durum söz konusu.

Faruk Sevim ayrıca, sivil havacılık sektöründe istihdam edilen personel sayısının toplam 100,000 olduğunu, toplam yolcu uçağı sayısının 322 ve toplam taşınan yolcu sayısının 103 milyon olduğunu belirtti.  

Sevim'in aktardığı Türkiye'nin sivil havacılık hedefleri ise şöyle:

2011 yılında 400 yolcu uçağı ile 120 milyon yolcu taşınması ve 500 uçağa bakım-onarım-yenileme (BOY) hizmeti verilmesi,

2023 yılında 750 yolcu uçağı ile 350 milyon yolcu taşınması ve 5000 uçağa bakım-onarım-yenileme (BOY) hizmeti verilmesi, ayrıca 6 büyük havaalanı açılması ve 2 tip yerli tasarım sivil yolcu uçağı üretilmesi ile sertifikalı uçak ve parça tasarım ve üretimine geçilmesi.

Faruk Sevim ayrıca havacılık sektörüne ilişkin bazı öneri ve değerlendirmelerde de bulundu. Sevim, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün bağımsız, özerk bir yapıya kavuşturulması gerektiğini, THY'nin kamulaştırılmasını, sektördeki yabancı uyruklu pilot istihdamına son verilmesini ve TürkSAT'ın özelleştirilmesinden vazgeçilmesini savundu.

Kurultay'ın ikinci günü düzenlenen panelde ise ülkemizdeki havacılık ve uzay mühendislerinin geleceği ile sektörün gidişatı tartışıldı.

Panelde söz alan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nden (UUBF), benim de hocam olan Prof. Dr. Rüstem Aslan, yeni mezun UHUM'ların sektörde istihdamında büyük bir sorun olmadığını, bazı asgari niteliklerin sağlanması kaydıyla iş sıkıntısı olmadığını belirtti, ki bu benim de gözlemlediğim bir durum.

Bir soru üzerine özgün tasarım konusundaki düşüncelerini de aktaran Aslan, her yeni tasarımın öncelikle veritabanlarındaki mevcut tasarım ve çözümleri inceleyerek başladığını söyledi. Mevcut bir tasarımın birebir kopyasının üretilmesinin bile önemli bir aşama olduğunu söyleyen Aslan, bir çözümün her parçasının üretilmesinin gerekli olmayabileceğini aktardı.

Rolls Royce Deutschland'dan Hamdi Erol, Türkiye'deki en önemli sıkıntıların başında inovasyon eksikliğinin geldiğini ifade etti. Aktardığı ilginç bir bilgi ise, Almanya'daki tesislerdeki bilgisayar sisteminde halen Windows 2000 işletim sisteminin kullanılması idi; "o kadar ciro yapıyoruz, o kadar büyük şirketiz hala bu eski işletim sistemini kullanıyoruz" dedi.

Hamdi Erol, Türkiye'de ilgi ve muhatap bulamamaktan şikayet etti: Her yıl firmada staj yapmak için öğrenci aldıklarını, Avustralya, Hindistan gibi ülkelerden çok sayıda öğrencinin geldiğini ancak Türkiye'den kimsenin ilgilenmediğini söyledi.

Kale Havacılık Araştırma ve Geliştirme (ArGe) müdürü Şenel Canik, hem kendi firmalarının hem de sektörün acil mühendis ihtiyacının olduğunu belitti. Canik, başvuran adaylarda öncelikle iki niteliğin varlığına dikkat ettiklerini söyledi. Bunlar: 1. CATIA başta olmak üzere CAD/CAM uygulamaları bilgisi ve 2. yaptığı işe kendini adama, inanma ve karşısındakine de bu inancı aktarabilme. İngilizce vb niteliklerin sonradan geldiğini söyledi.

Canik ayrıca Kale'nin savunma ve havacılık alanında yürüttüğü projelerle ilgili bilgiler de aktardı. Bunlar şu şekilde özetlenebilir:

Mini İnsansız Hava Aracı (İHA) projesinde 80 adetlik ilk paketin teslimatı tamamlanmış durumda. 80 adetlik ikinci paketin sözleşmesi imzalandı ve teslimatlar devam ediyor. Halihazırda 20 adet İHA teslim edildi.

Kale - Pratt & Whitney ortak girişimi olan ve Cumartesi günü temeli atılan fabrika ve bu ortak girişimin hedefleri ile de ilgili bilgi verdi. Buna göre söz konusu fabrika F-35 Joint Strike Fighter savaş uçaklarında kullanılacak F135 motorları için 200 - 300 kalem parça üretecek. Fabrikada 3 yıl içinde talaşlı imalata geçilmesi planlanıyor. Orta ve uzun vadeli hedefler olarak ise 5 - 6 yıl içinde üretimi yapılan parça sayısının 700'e çıkartılması, 10 yıl içinde ise F135 motorunu oluşturan parçaların yarısının üretilmesi ve parça tasarımına başlanması, 20 yıl içinde ise özgün motor tasarım ve  üretimine başlanması yer alıyor.

Öte yandan Makina Kimya Endüstrisi (MKE) ile ortak yürütülen Milli Piyade Tüfeği projesinde ön ve detay tasarım safhalarının tamamlandığını, kalifikasyon testlerinin devam ettiğini, şartnamede yer alan 6,000 fişek ömrü isterine karşılık testlerde 13,500 atış sayısının sağlandığını ifade etti.

Panelistlerden sonra söz alan, havacılık sanayiinin duayenlerinden emekli Tümgeneral Fazıl Aydınmakina, renkli kişiliği ve enerjisi ile çok kıymetli anı ve bilgiler aktardı. Hava Harp Okulu'ndaki 410 devre arkadaşından 215'inin pilot olduğunu, onların da 29'unun şehit olduğunu söyledi. Kendi mezuniyeti döneminde Hava Kuvvetleri'ndeki yıllık kaza - kırım oranının 36 uçak olduğunu aktardı. Eskişehir Hava İkmal Bakım Merkezi'ndeyken, o dönem Kurmay Başkan olan Halis Burhan'ın kendisine gelerek "yalvarırım, 100,000 uçuş saati başına uçak kaybı miktarı 10 olsun, 11 olmasın, ne olur" dediğini, ama artık Hava Kuvvetleri'nin çok geliştiğini, geçtiğimiz sene 140,000 uçuş saatine karşılık hiç kırım yaşanmadığını, bunun büyük bir gurur vesilesi olduğunu söyledi - bu seneki 2 kırımın üzücü olduğunu da ekleyerek.

Aydınmakina, F-16 projesine giden yolda başından geçen çok ilginç bir olayı da paylaştı. Şöyle ki:

1984 yılında kendisi Eskişehir HİBM Komutanı iken Suudi Arabistan kralı Faysal tesisleri ziyarete geliyor, Turgut Özal ile birlikte. Tesisler gezdiriliyor. Ziyaretin sonunda Faysal, Aydınmakina'ya dönüyor ve "Her şey çok güzel, çok beğendim. Peki ecnebiler nerededir, onları göremedim?" diyor. Aydınmakina da cevap olarak "Sayın Kralım, bu tesiste bir tane ecnebi vardır, o  da yurtdışından satın alınan yabancı menşeili makinaların garanti sorumlusudur. Geri kalan her şey Türk mühendis ve teknisyenlerinin eseridir" diyor. Bu cevap üzerine Faysal ellerini açıyor ve "Allah'ım sana şükürler olsun! Tam bir Müslüman ülkenin teknolojik olarak bu gibi bir seviyeye asla ulaşamayacağına inanmaya başlamışken beni bu topraklara getirdin" diyor, Aydınmakina ve Özal'a, dualar ediyor. Bunun üzerine Özal, Aydınmakina'ya "Paşam biz bu yerli savaş uçağı üretimi işini konuşalım" diyor.

Daha sonra bir araya gelen Özal ile Aydınmakina, yeni uçakların üretimi konusunu konuşuyorlar. Özal Aydınmakina'nın rütbe ve emeklilik durumunu soruyor. O dönem masada olan plan, yeni uçakların HİBM'de üretilmesi. Ancak mümkün olan tüm rütbe ve süre uzatımı kullanılsa bile Aydınmakina'nın 1996 yılında emekli olması gerekiyor. Özal da bunun üzerine "ben 1996'da kapanacak fabrika istemiyorum, kalıcı fabrika istiyorum, uçakları Ankara'da, motorları Eskişehir'de üretelim" diyor ve akabinde TAI ile TEI kuruluyor.

Kurultay, ulusal havacılık sanayiinin ulaştığı noktayı hissetmek için iyi bir fırsat sundu. Ancak sunum teknikleri, pazarlama ve halkla ilişkiler konularında tam bir 3. Dünya ülkesi seviyesinde olduğumuz gerçeğini de bir defa daha hatırlattı. Öte yandan eğer organizasyon ile ilgili önlemler alınmazsa kurultayın, Eskişehir havacılık sanayiinin bir iç etkinliği haline dönüşmesi tehlikesi görülüyor. Ulusal havacılık sanayiinin SSM, THY, THK ve THvKK gibi başta gelen kurumlarının katılımı kesinlikle artırılmalı.

Hiç yorum yok: