17 Mart 2011 Perşembe

İkinci Savaş Alanına Hazırlık: Körfez Ülkelerinin Askeri Modernizasyonu

“Her savaş alanının ardında ikinci bir savaş alanı vardır”

Emin er Reyhani



Giriş

2010, ABD ve Avrupalı büyük savunma sanayii şirketlerinin Ortadoğu bölgesinden sorumlu iş geliştirme yöneticileri için oldukça hareketli geçti. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve silahlı kuvvetlerini yeniden kurma sürecindeki Irak geride bıraktığımız sene çok sayıda yüksek bütçeli savunma tedarik programı başlattı. KİK ülkelerinin 2010 yılındaki savunma sistemi siparişlerinin toplamı yaklaşık $68.3 milyar tutarında gerçekleşti ve bu rakamın 2011 yılı içinde $73 milyara çıkması bekleniyor. Sadece Irak’ın, Aralık 2010 itibariyle siparişlerinin toplam tutarı $10 milyar civarında. Bunda, ABD muharip unsurlarının ülkeden çekilmesinin ve artan güvenlik ve istikrar sorunlarının payı yüksek.

KİK ülkelerinin bu alışveriş merakının en başta gelen etkeni kuşkusuz İran. İran’ın nükleer programı ve İsrail’le arasındaki gerginliğin yanısıra, Irak’ın işgâl sonrası dönemde yeniden inşası ve son olarak bölgedeki aşırı İslamcı akımlar ile asimetrik tehditler, bütçelerden silahlanmaya ayrılan payın yüksek kalmasını sağlamakta.

Bölge ülkelerinin savunma ve güvenlik algılarında son dönemde öne çıkan en önemli etken ise, Tunus’ta başlayan halk isyan hareketleri ve iç çatışma tehlikesi olmuş durumda.

2011’in başında Tunus’ta başlayan protestoların, yönetim değişikliği ile sonuçlanması ve ardından dalga dalga tüm Ortadoğu dünyasına yayılan halk hareketleri, önce Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimini devirdi, ardından da diğer Arap ülkelerini etkisi altına aldı: Libya’daki çatışmalar iç savaşa dönüştü, Yemen ve Ürdün gibi ülkelerde geniş çaplı gösteriler düzenlendi. En son olarak da Bahreyn’deki halk gösterileri, kısmî bir Şii – Sünni çatışmasına dönüştü ve en sonunda Suudi Arabistan’ın başını çektiği KİK bünyesindeki Yarımada Kalkanı (Peninsula Shield) kuvvetleri, stratejik önemi haiz tesisleri korumak için 14 Mart’ta ülkeye girdi. KİK’in bu hamlesi, İran’ın şiddetli tepkisini çekti, KİK – İran ilişkileri gerildi.

Öyle görülüyor ki, Irak’taki istikrarsızlık ve İran başta olmak üzere iki ana dış tehdide karşı savunma ve güvenlik işbirliği geliştiren KİK ülkeleri, artık sosyo-ekonomik sıkıntılar altında bunalan halkın isyanı ve muhtemel iç çatışmaların teşkil ettiği iç tehditlere karşı da birlikte hareket etme amacını taşıyor.



KİK amblemi
Körfez İşbirliği Konseyi ve Yarımada Kalkan Gücü

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK; Gulf Cooperation Council) 25.05.1981 tarihinde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Umman’ın katılımı ile kuruldu. Kuruluşunda İran – Irak Savaşı’nın ve İran destekli aşırı dinci akımların etkili olduğu örgütün ana amacı, üye ülkelere yönelen tehditlerin müşterek işbirliği ortamında karşılanması olarak belirlenmişti. Bu kapsamda, savunma tedarik ve planlama çalışmalarının koordinasyonu için üye ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları arasında düzenli olarak yüksek seviyeli strateji ve politika belirleme toplantıları düzenlenmeye başlandı.

1983 yılından itibaren KİK ülkeleri “Peninsula Shield” (Yarımada Kalkanı) adı altında müşterek hava ve kara tatbikatları düzenlemeye başladılar. Bir yandan da Suudi Arabistan ve Kuveyt’in katkıları ile oluşturulan savunma fonu ile üye ülkelerin askeri modernizasyon ve altyapı tesis inşa faaliyetleri desteklendi. Öte yandan ortak bir hava ve deniz trafik kontrol ve denetleme sisteminin oluşturulması için hazırlıklara başlandı.

1984 yılında üye ülkelerin savunma bakanları, toplam 10,000 asker mevcutlu iki tugaydan müteşekkil bir KİK askeri gücü kurulmasını içeren bir plan üzerinde anlaşmaya vardılar. Peninsula Shield Force (Yarımada Kalkan Gücü; YKG) adı verilen ve karargâhı Suudi Arabistan’ın Kral Halid Askeri Şehri’nde bulunan bu birliğin ana görevi ve amaçları açık bir şekilde duyurulmadı. 1991 Körfez Savaşı’nda birliğin mevcudu artırıldı ancak birlik aktif olarak savaşta görev almadı. Planlanan 10,000 kişilik mevcuda henüz ulaşmayan YKG’nin 2006 sonu itibariyle 7,000 personeli bulunmaktaydı. Kasım 2006’da Abu Dabi’de yapılan KİK toplnatısı sırasında, YKG’nin 22,000 kişilik, tümen seviyesinde bir birliğe genişletilmesini içeren bir taslak gündeme geldi, ancak konu ile ilgili bir gelişme kaydedilemedi.

Bahreyn'e giren YKG birlikleri
Bahreyn’deki iç karışıklığa, Suudi Arabistan ve BAE ordularından gelen 2,000 askerlik bir birlik ile müdahalesi, YKG’nin icra ettiği ilk harekât görevi olması nedeniyle önem taşıyor. Bu müdahale sırasında açık şekilde görüldü ki, YKG’nin öncelikli amaçlarının başında, KİK ülkelerinin hayatî önemi haiz tesislerini (ve muhtemelen kraliyet ailelerinin varlıklarını) iç tehditlerden korumak geliyor.

Dolayısıyla KİK, gerek YKG gerekse yüksek seviyeli strateji ve planlama organları aracılığı ile Körfez ülkelerinin inşa ettiği ortak savunma ve güvenlik mekanizması haline gelmiş durumda. Körfez ülkeleri, dış ve iç tehditlere karşı gerek KİK’in belirlediği genel stratejiler gerekse kendi ihtiyaçları doğrultusunda askeri modernizasyon projelerine muazzam bütçeler ayırmış durumdalar.


Yeni bir Cephe

6 Ocak 2010 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ABD’li havacılık devi Boeing arasında toplam değerli $1 milyarı aşan bir sözleşme imzalandı. Sözleşme, BAE Hava Kuvvetleri için 6 adet Boeing C-17 Globemaster III modeli ağır nakliye uçağının üretimini kapsamaktaydı. Yaklaşık 4,500km menzil ve 77 tondan fazla yük taşıma kapasitesi ile C-17’ler, ABD Hava Kuvvetleri’nin stratejik nakliye filosunun belkemiğini oluşturmaktalar.

Katar Havayolları renklerine boyanmış
C-17 nakliye uçağı
Bu, bölgeden Boeing’e verilen ikinci C-17 siparişi idi. Daha önceden, Katar iki adet opsiyon ile birlikte iki adet C-17 için 2008 Temmuz’unda bir sipariş vermişti. Öte yandan her iki ülke, Lockheed Martin üretimi yeni nesil taktik nakliye uçağı C-130J Super Hercules için de siparişler verdi: BAE 12, Katar ise dört adet uçak tedarik edecek. C-17 trenine son katılan ülke ise, Kuveyt oldu. Bu küçük Körfez ülkesi, bir adet C-17 alımı için ABD nezdinde müzakereler yürütmekte.

BAE yüzölçümü, Türkiye’ninkinin yaklaşık onda biri kadar. Katar aşağı yukarı İzmir ili büyüklüğünde bir emirlik, Kuveyt ise Konya ilinin yaklaşık yarısı kadar bir alan kaplıyor. Anılan üç ülkenin de herhangi bir denizaşırı menfaati, yürüttüğü harekât ya da yükümlülüğü bulunmuyor. Dahası, bu üç ülkenin de bu kadar komplike ve geniş bir nakliye uçağı filosunu uçurup bakım onarımını gerçekleştirecek kapasitede pilot, mühendis ve teknik personel ve tecrübeye sahip olup olmadığı da şüpheli.

Başka bir deyişle, bölge ülkeleri, boylarını fersah fersah aşan yatırımlar yapmaktalar. Dolayısıyla bu alımların ardında yatan daha başka gerekçe ve stratejilerin bulunuyor olduğu aşikâr.

İşte burada, Basra Körfezi’nin güvenliğinin “Araplaştırılması” kavramı öne çıkmakta.

Bir KİK üyesi ülkenin askeri üssünün nizamiyesinde bulunan
bu duvar resmi, KİK'in varlık amacı ve modernizasyon faaliyetlerinin
vizyonu ile ilgili ipuçları içeriyor. (büyük hali için üzerine tıklayınız)
Bugüne kadar bölgedeki ABD askeri varlığı, enerji nakil hatlarının güvenliğinin ve istikrarın korunmasında önemli rol oynadı. Katar, Suudi Arabistan ve BAE’deki önemli üslere ilaveten uçak gemisi görev güçleri ile ABD, KİK ülkelerinin İran’a karşı bir nevi güvenlik garantörü oldu. Ne var ki, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, ev sahibi ülkelerin kamuoylarında, ABD iç politikasında ve ekonomisinde karmaşık etkiler yaratmış durumda. ABD askerlerinin kutsal Arap topraklarında bulunuyor olması, giderek büyüyen bir kitle tarafından tepki çekiyor, El Kaide gibi örgütlerin ideolojik tabanını güçlendiriyor ve en önemlisi, ABD bütçesine etkisi artan bir yük bindiriyor. Başka bir deyişle bölgede bu denli büyük bir güç barındırmak ABD için gittikçe pahalı ve kamuoyu nezdinde savunması zor bir hale geliyor. Tüm bunlara Güneydoğu Asya, Hint Okyanusu ve Güney Amerika gibi bölgelerde gittikçe ısınan atmosferi ekleyince, ABD yönetiminin Arap Yarımadası’nda, deyim yerindeyse sırtını dayayacak güçlü bir duvara gereksinimi ortaya çıkıyor.

İşte bu ortamda, Suudi Arabistan, BAE ve Irak’ın verdiği büyük çaplı askeri sistem siparişleri farklı bir anlam kazanıyor. Bu siparişlerin büyük kısmını savaş uçakları, harp gemileri, helikopterler, tank ve zırhlı araçlar teşkil ediyor. C4ISR (Command, Control, Communications, Computers, Intelligence, Surveillance, Reconnaissance; Komuta, kontrol, muhabere, bilgisayar, istihbarat, gözetleme ve keşif) sistemlerine yönelik altyapı yatırımları artmakta. İlaveten özellikle Suudi Arabistan ve BAE, yerli savunma sanayiinin güçlendirmek için kapsamlı teknoloji transferi ve offset politikaları uygulamaya başladılar.


Suudi Arabistan

Suudi Arabistan silahlanma yarışındaki lider konumunu sürdürüyor. ABD Kongresi’nin “Conventional Arms Transfers to Developing Nations 2000-2007” (Gelişmekte Olan Ülkelere Yapılan Konvansiyonel Silah Satışları 2000 – 2007) başlıklı aporuna göre 2008 yılında Suudi Arabistan tüm dünyadaki gelişmekte olan ülkeler arasında, $8.7 milyar ile silah alımında ikinci sırada yer aldı.

Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri'ne
ait Eurofighter Typhoon
2010, Suudi Arabistan silahlı kuvvetlerinin modernizasyon faaliyetleri açısından çok sayıda kayda değer gelişmeye sahne oldu. 2010 Ekim’inde, ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı DSCA (Defense Security Cooperation Agency; Savunma Güvenlik ve İşbirliği Kurumu), 84 adet Boeing F-15SA Eagle çok görevli taktik savaş uçağı, Suudi Hava Kuvvetleri envanterindeki 70 adet Boeing F-15S Eagle taktik savaş uçağının F-15SA seviyesine iyileştirilmesi, 70 adet Boeing AH-64D Apache Longbow saldırı helikopteri, 72 adet Sikorsky UH-60M BlackHawk genel maksat helikopteri, 36 adet Boeing AH-6i LittleBird hafif gözetleme ve saldırı helikopteri, 12 adet Boeing MD-530F hafif gözetleme helikopteri ile bu uçaklarla kullanılacak binlerce güdümlü havadan havaya ve havadan karaya mühimmatı kapsayan ve azami bedeli $60 milyar olan bir satış paketi ile ilgili olarak ABD Kongresi’ne bildirimde bulundu.

Suudi Arabistan, aynı zamanda 72 adet Eurofighter EF-2000 Typhoon çok görevli taktik savaş uçağı tedariğini içeren Al Salam 1 projesine devam ediyor. Bu projenin ilave 72 adet Typhoon’u içeren Al Salam 2 isimli devamı için ise İngiliz ve Suud yetkililerin müzakereleri devam etmekte. Typhoon’lar ile birlikte kullanılacak silah ve aviyonik sistemleri, yedek parça, lojistik altyapı ve kapsamı açıklanmamış teknoloji transferi paketini içeren Al Salam 1’in toplam maliyetinin $60 milyar civarında olduğu tahmin ediliyor.


Birleşik Arap Emirlikleri

ABD Kongresi’nin adı geçen raporunda belirtildiği üzere, 2000 – 2003 döneminde gerçekleştirdiği $9.3 milyarlık savunma alımı ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bölgenin bir diğer önemli silah tedarikçisi konumunda. Diğer KİK ülkelerinin aksine BAE’nin Rusya Federasyonu ile de kuvvetli askeri ilişkileri bulunuyor: 1990’ların başlarında bu ülkeden BMP-3 zırhlı muharebe araçları (ZMA) ve 2000 yılında Pantzyr S-1 kundağı motorlu hava savunma sistemi tedarik edildi.
SRC logosu
BAE ayrıca C4ISR altyapısını güçlendirmek için önemli projeler yürütmekte. Abu Dabi’deki El Dafra Hava Üssü’ndeki Space Reconnaissance Center (SRC; Uzay Keşif Merkezi) bünyesinde bulunan Falcon UGS (Universal Ground Station), farklı kaynaklardan alınan uydu keşif ve istihbarat bilgilerinin toplanması, değerlendirilmesi, saklanması ve dağıtılmasından sorumlu.

Emirlikler’in C4ISR alanındaki bir başka girişimi ise, Kasım 2009’da, İsveçli Saab’a iki adet Saab 340AEW Erieye havadan erken ihbar ve kontrol sisteminin siparişinin verilmesi oldu. $234 milyonluk sözleşme ile alınacak uçaklar Hizam el Taavun sistemi ile entegre çalışacaklar.

Suudi Arabistan’ın Apache saldırı helikopteri siparişinin hemen ardından BAE de benzer bir sipariş verdi. Kasım 2010’da DSCA, bu ülkeye yapılması muhtemel $5 milyarlık bir satış ile ilgili olarak Kongre’ye bilgi sundu. Satış, 30 adet AH-64D Apache satışı ile BAE hizmetindeki 30 adet AH-64’ün AH-64D seviyesine iyileştirilmesini kapsıyor.

Toplam 60 adet AH-64D Apache’nin yanında,  Aralık 2009’da satış süreci başlayan 16 adet Boeing CH-47F Chinook ağır nakliye helikopteri ile birlikte BAE Kara Kuvvetleri’nin döner kanat kabiliyetinin belkemiğini oluşturacak. BAE, toplam $2 milyara tedarik edilecek CH-47F modelinin ilk ihrac müşterisi aynı zamanda.

BAE Hava Kuvvetleri'ne ait F-16E
BAE Hava Kuvvetleri, Lockheed Martin üretimi F-16’nin en son versiyonu olan F-16 Block 60’ın dünyadaki tek kullanıcısı. 2004 – 2007 yılında bu uçaklardan toplam 80 adet teslim alındı. F-16 Block 60’lar, 60 adet Fransız Dassault Mirage 2000-9 ile destekleniyor. BAE ile Dassault bir süredir, bu uçakların son teknoloji Rafale çok görevli jetleri ile değiştirilmesi konusunda pazarlıklar sürdürüyorlar. Fransızlar, BAE’den Mirage 2000-9’ları alıp üçüncü ülkelere satmayı bunun yerine bu ülkeye Rafale’leri satmayı teklif ediyor.

BAE, Hava Kuvvetleri envanterindeki taktik savaş uçaklarını desteklemek için tanker uçaklar da satın alıyor. Airbus Military’ye 2008 Şubat’ında siparişi verilen üç adet A330 Multi-Role Tanker Transport (MRTT), savaş uçaklarının menzil ve havada kalış süresini önemli ölçüde artıracak. Söz konusu sipariş kapsamında ayrıca üç adet de opsiyon bulunuyor.

Baynunah sınıfı korvet
Emirlikler’in son yıllarda deniz kuvvetlerine yaptığı yatırımlar özellikle dikkat çekici. Yürütülen projeler, Denizaltı Savunma Harbi (DSH) ve suüstü harbi alanlarında yoğunlaşmış durumda. Halihazırda devam eden en önemli proje, Fransız CMN firması tasarımı korvetlerin tedariği. Toplam 6 adet Baynunah sınıfı korvet, Abu Dhabi ShipBuilding (ADSB) tersanesinde inşa ediliyor; ilk gemi denize indirilerek testlere başlamış durumda. 70m uzunluğa sahip Baynunah’lar, boyutlarına göre “aşırı” denebilecek şekilde silahlandırılmış çok rollü korvetler. BAE aynı zamanda 2009 Mart’ında İtalyan Fincantieri şirketine iki adet Abu Dhabi sınıfı korveti sipariş verdi. Bu siparişi, Ocak 2010’da iki adet opsiyonu da kapsayan iki adet Falaj 2 sınıfı karakol botu siparişi takip etti. ADSB’nin askeri denizcilik alanındaki bir başka çalışması da, BAE Critical National Infrastructure Authority (CNIA; Hassas Ulusal Altyapı İdaresi) kurumundan aldığı $125 milyonluk hızlı devriye ve müdahale botu projesi. Proje kapsamında ADSB, Yonca Onuk lisansı ile MRTP-16 üzerine geliştirilen botların üretimini gerçekleştiriyor.

Diğer Aktörler

Bahreyn'in ABD'den aldığı UH-60M helikopteri
Bir süredir iç karışıklıklarla boğuşan Ortadoğu’nun en küçük ülkelerinden Bahreyn’in savunma ve güvenlik planlamasının odağında İran’dan yönelen tehdit bulunuyor. Bu kapsamda ülke, ABD’nin 5. Filo’suna ev sahipliği yapmakta, aynı zamanda ABD’den her yıl hatırı sayılır miktarda askeri yardım almakta. Nitekim eski ABD Başkanı George Bush, Mart 2002’de Bahreyn’i “önde gelen NATO üyesi olmayan müttefik” (major non-NATO ally) olarak tanımlamıştı.

2007 yılında ABD’ye 8 adet UH-60M BlackHawk genel maksat helikopteri sipariş eden ülke, Türkiye’ye de önce 2006 yılında Otokar yapımı 15 adet Cobra 4x4 ardında da yine aynı şirketten 15 adet Arma 6x6 zırhlı personel taşıyıcı siparişi verdi.

İngiltere’nin sadık bir müşterisi olan Umman, artan petrol fiyatları ile birlikte daha geniş çaplı savunma alımları yapmaya başlamış durumda. Bu yönelimin bir yansıması olarak Ağustos 2010’da ABD’den 18 adet F-16 alımı için FMS süreci başlatıldı. Gelişmiş aviyonik ve silah sistemlerini de kapsayan $3.5 milyarlık pakete ilaveten ülke bir süredir İngiltere ile Eurofighter EF-2000 Typhoon alımı ile ilgili görüşmeler yürütüyor. Toplam sayının 18 ila 24 arasında telaffuz edildiği ihtiyaç kapsamında, İngiliz Hava Kuvvetleri’nden erken emekliye ayrılacak Tranche 1 türevi Typhoon’ların alımının da söz konusu olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Hava kuvvetlerinin nakliye gücünü artırmak için ülke, BAE ve Katar’ın ardından 3 adet C-130J Super Hercules sipariş verdi. Teslimatların 2012 – 2014 araasında tamamlanması bekleniyor. Ülke ayrıca NH Industries üretimi NH-90 genel maksat ve nakliye helikopterinin ilk ihraç müşterilerinden: Temmuz 2004’te 20 adet NH-90 siparişi verilmişti. İlk iki helikopter Haziran 2010’da teslim edildi.

Khareef projesinin ilk gemisi Al Shamikh
Deniz alanında ise Umman’ın en önemli projesi, 3 adet korvetin tedariğini kapsayan $655 milyonluk Khareef Projesi. İngiliz BVT Surface Fleet şirketinin tasarımı olan 98.50m uzunluk ve 2,500t deplasmana sahip olan gemilerin ilki 22.07.2009 tarihinde denize indirildi. Umman ayrıca, Al-Ofouq projesi kapsamında dört adet 60 - 90m sınıfı karakol gemisi tedariği için 2009 başlarında bir Teklife Çağrı Dosyası yayınlandı. Ocak 2010'da açıklanan kısa listede Damen Schelde Naval Shipbuilding, Goa Shipyard ve Singapore Technologies Marine yer aldı.

1980’lerin sonu 1990’ların başlarında $100 milyon dolaylarında seyrenden Katar savunma bütçesi, 1990’ların ikinci yarısı itibarıyla $2 milyara kadar çıktı. Son dönemdeki en önemli alımlarının başında C-17 Globemaster III stratejik nakliye uçağı gelen ülke ayrıca 2008 Temmuz’unda dört adet C-130J-30 Super Hercules siparişi verdi. Hava kuvvetlerinin vurucu gücünün modernizasyonu kapsamında yeni nesil taktik savaş arayışı da sürdürülüyor: 24 – 36 adetlik ihtiyaç çerçevesinde, Lockheed Martin F-35 Lightning II, Boeing F/A-18E/F Super Hornet, Eurofighter Typhoon ve Dassault Rafale değerlendiriliyor.

1990’daki Irak işgali ve ardından gelen Körfez Savaşı’ndan sonra silahlı kuvvetlerini neredeyse sıfırdan tekrar kuran Kuveyt, KİK ile entegre bir savunma mekanizması geliştirdi. Irak ve İran tehdidine karşı geniş çaplı silahlanma faaliyeti yürüten bu küçük Körfez ülkesi, ABD’den 218 adet M1A2 ana muharebe tankı, 254 adet Desert Warrior ve BMP-3 zırhlı muharebe aracı tedarik etti. Halen 14 – 18 arası yeni nesil taktik savaş uçağı tedariği için Fransız Dassault (Rafale) ve ABD’li Boeing (F/A-18E/F Super Hornet) ile görüşmeler yürütülmekte. Eylül 2010’da DSCA, bir adet C-17 Globemaster III stratejik nakliye uçağının muhtemel satışına dair ABD Kongresi’ne bir bilgi notu gönderdi. Satışın azami bedeli $693 milyon olarak hesaplanmış durumda.


Stratejik Hava Savunması

İran – Irak Savaşı’nda savaşan tarafların taktik balistik füzeleri ve kimyasal – biyolojik başlıkları kullanması, akabinde 1991 Körfez Savaşı’nda Irak’ın yine balistik füzeleri kullanmaktan çekinmemesi, Körfez ülkelerinin stratejik hava savunmasına yoğun yatırım yapmasına neden oldu. Bu nedenle KİK bünyesinde en çok önem atfedilen konuların başında entegre hava ve füze savunma sistemi gelmekte.

Hizam el Taavun projesinin logosu
Bu kapsamda gerçekleştirilen projelerin en önemlisi olan Hizam el Taavun ağ sistemi ile tüm KİK ülkelerinin hava trafik kontrol ve erken ihbar sistemi, merkezî ve müşterek bir ağ altyapısı altında toplandı. Şubat 2001’de resmen hizmete giren sistem ile KİK ülkelerinin hava savunma ve komuta kontrol kabiliyetleri arasında koordinasyon sağlanması hedefleniyor. Raytheon tarafından geliştirilen sistem kapsamında İsveçli Ericcson fiber optik altyapıyı kurdu.

Aralık 2008’de ABD’li Raytheon, BAE ile $3.3 milyarlık bir sözleşme imzaladı. Bu sözleşme ile şirket BAE’ye, Patriot hava ve füze savunma sistemi sağlayacak. Patriot Guidance Enhanced Missile-T (GEM-T) ve Patriot Advanced Capability-3 (PAC-3) füzelerinden oluşan sistemin teslimatına 2012 başlarında başlanması planlanıyor. Sistem ile birlikte 288 adet PAC-3 füzesi, 216 adet GEM-T, 9 adet Patriot atış birimi, 10 adet sıralı dizinli radar sistemi, 10 adet komuta kontrol merkezi, 37 adet fırlatıcı birimi ve yardımcı sistemler bulunuyor. BAE ayrıca ABD’den Terminal High Altitude Area Defence (THAAD) stratejik hava savunma sistemi almaya hazırlanıyor.

Patriot’un bir başka müşterisi ise Kuveyt. Ağustos 2010’da, Kuveyt’in halihazırda envanterinde bulunan 40 adet Patriot lançeri için yeni nesil füzeleri kapsayan bir paket için tedarik süreci başlatıldı. GEM-T türevi 209 adet füze için imzalanması beklenen sözleşmenin bedeli yaklaşık $900 milyon. Kuveyt ayrıca PAC-3 füzelerini tedarik etmeye hazırlanıyor. 2007 sonunda $1.4 milyar karşılığı 80 adet PAC-3 füzesinin alımı için ABD nezdinde yapılan girişimin devamı henüz gelmiş değil. PAC-3 füzeleri için sipariş verilmemiş olsa da, 2008 Temmuz’unda Raytheon’a verilen $156 milyonluk sözleşme ile mevcut bulunan Patriot sistemleri, PAC-3 radar

Bahreyn ise, Temmuz 2004’de açıklanan $43.6 milyonluk bir sözleşme ile ABD’den AN/TPS-59(V)3B seyyar hava savunma erken ihbar radarı tedarik etti. Söz konusu radarlar, Bahreyn’in HAWK orta menzil hava savunma füze sistemini desteklemek için kullanılıyor.


Sonuç

Artan petrol fiyatlarının da yardımıyla KİK ülkeleri savunmaya daha fazla bütçe ayırma imkânı bulmaktalar. Öyle görünüyor ki bu yönelim, görünür gelecekte de devam edecek. özellikle son dönemde artan iç tehlike ile birlikte tehdit önceliklerinin ve buna bağlı olarak tedarik projelerindeki sıralamaların değişmesi söz konusu olabilir.

Tüm bu verilerin ışığında, KİK ülkelerinin savunma modernizasyon projelerinde bazı hususlara özellikle ağırlık verdikleri de dikkat çekmekte. Bu hususlar ve önemli etkenler şu şekilde sıralanabilir:

1. Birlikte çalışabilirlik (interoprability); özellikle ABD ve diğer NATO müttefik unsurları ile birlikte uyum ve eşgüdüm içinde harekât icra edebilme yeteneği,
2. ABD ve diğer NATO müttefikleri ile sabit, kesintisiz bir lojistik ikmâl hattını kurma ve koruma yeteneği,
3. Gelişmiş ağ merkezli muharebe icra edebilme yeteneği, C4ISR sistemleri,
4. Donanma sistemlerine, özellikle suüstü ve DSH kabiliyetine yatırım,
5. Yakın hava desteği, isyan bastırma (Counter Insurgency; COIN) ve gelişmiş hava ve füze savunma kabiliyeti,
6. Offset ve teknoloji transferi mevzuatı yardımıyla yerli savunma sanayiinin kurulması ve geliştirilmesi.

ABD’nin, KİK vasıtasıyla Basra Körfezi’nin güvenliğini “Araplaştırması” politikası uyguladığı iddia edilebilir. Bu politika, bölge ülkelerinin istikrar ve yönetimi korumak için uzun vadeli çıkarları ile de örtüşebilir. Bu yönde geçmişte denenen girişimlerin başarısı tartışmalıdır, ancak öyle görünüyor ki özellikle son dönemdeki halk hareketleri ve isyanlar, müşterek bir Arap savunma gücünün kurulmasında itici rol oynayacak.


1 yorum:

ucg3437 dedi ki...

ben bir tarih öğrecisiyim.sitenizi belgeler.com adresinde plevne müdafasını okurkan TEVFİK PAŞANIN YAPTIĞI Plevne siper tahkimatı mühendisliği hakkında bilgi almak için araştırma yaparken buldum ve çok beğendim çalışmarınızın ve başarılarınızın devamını diliyorum.