6 Nisan 2010 Salı

Taraf Gazetesi Yazarı Süleyman Yaşar'ın "Angela Merkel Niye Geldi" Başlıklı Makalesine Gönderdiğim Yanıt


Taraf Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar bugünkü köşesinde, Alman Şansölyesi Angela Merkel'in Türkiye ziyaretini, Tip 214 denizaltı projesi ile ilişkilendiren bir yazı kaleme almış. Yazıda çok sayıda hatalı bilgi ve daha vahimi okuyucuyu yanlış yönlendirme çabası sezdim. Kendisine bir e-posta gönderdim. Aşağıda önce kendisinin yazısını, ardından gönderdiğim e-postayı ekliyorum.


BU GÜN 06.04.2010
Süleyman Yaşar
Angela Merkel niye geldi

Yunanistan’ın kamu bütçesi açığı, hızla artan silah alımları ve savunma harcamaları yüzünden büyüdükçe büyüdü ve bütçe açıklarını kapatmak için alınan iç ve dış borçlar bir süre sonra ödenemez hale geldi. Yunanistan son aylarda işte içine yuvarlandığı bu mali krizin devasa sorunlarıyla boğuşuyor.

Yunanistan 2000-2008 yılları arasında –inanmak zor ama-, 76,2 milyar dolar savunma harcaması yaptı. Bu küçücük ülkenin yıllık silah alımları ve savunma giderleri sürekli artıyor. O’nun savunma harcamaları yükseldikçe, Türkiye’ninki de yükseliyor. Çünkü Türkiye de benzer silahlar satın alıyor ve savunma harcamalarını çoğaltıyor.

Tecrübeli bir savunma uzmanının belirttiğine göre, Yunanistan “it dalaşı” adı verilen Ege denizinde savaş uçaklarının karşılıklı güç gösterisi için sürekli uçak kaldırmak zorunda kalıyor. Çünkü Türkiye’den kalkan her uçak için Yunanistan, gerek olmadığı halde, önleme amaçlı olarak Ege’de uçak kaldırıyor. Öyle ki, Yunan askerî jetleri, hava üslerinde soğumaya fırsat bulamıyor. Sürekli motorları çalışır halde beklemek zorunda kalıyor. Tahmin edersiniz ki, bunun da maliyeti oldukça yüksek oluyor ve Yunanistan’ı iyiden iyiye yıpratıyor.

Peki, iki NATO üyesi ülke arasında böyle bir gerginliğe gerek var mı?

Tabii ki yok. Peki, kim yaratıyor bu gerginliği? Silah satan ülkeler yaratıyor.

Savunma uzmanları, en son silah satışına örnek olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Türkiye ziyaretini gösteriyorlar. Zira Almanya, bu dönemde hem Yunanistan’a hem de Türkiye’ye 214 sınıfı denizaltı satıyor.

Yunanistan dört, Türkiye altı tane 214 sınıfı denizaltı almak için Almanya ile anlaşma imzaladı. Mali kriz nedeniyle dibe vuran Yunanistan, yapımının hatalı olduğunu söylediği bu denizaltıları almak istemedi. Ama Almanlar “sizi mali krizden kurtarmayız” baskısı yaparak Yunanistan’ın ‘hatalı’ denizaltıları almaktan vazgeçmesini önlediler.

Türkiye’ye gelince... Aynı denizaltılardan altı adet alabilmek için kredi arıyor. Yapım anlaşması imzalanan bu altı denizaltı için, Hazine Müsteşarlığı iki milyar avro kredi arayışını sürdürüyor. Düşük faizli uygun koşullu kredi için finans kuruluşlarıyla müzakereler yapılıyor.

Gelelim denizaltıların özelliklerine... Yunanlılar, 214 sınıfı Alman denizaltılarına haklı olarak itiraz ediyorlar. Çünkü bu denizaltılar, tecrübeli savunma uzmanlarının belirttiğine göre, su yüzüne çıkarken aşırı derece yan yatıyor ve çok gürültü çıkartıyor.

Özellikle su yüzüne çıkarken çok gürültü çıkartan denizaltı, kabul edersiniz ki makbul değil. Çünkü yerini hemen belli ediyor. Zaten Almanlar da bu nedenle 214 sınıfı denizaltıları kendileri kullanmıyorlar. Ya, ne tür denizaltı kullanıyorlar?

Almanlar 212 sınıfı denizaltı kullanıyorlar. Kendilerinin kullanmadığı 214 sınıfı bu denizaltıları da yüksek fiyatlarla Yunanistan ve Türkiye’ye satıyorlar. Böylece NATO ve Avrupa Gümrük Birliği üyesi Türkiye ve Yunanistan’ı gereksiz kamu harcaması yapmaya zorluyorlar.

Peki, niye yapılıyor bütün bunlar? “Almanya silah satsın para kazansın” düşüncesiyle yapılıyor.

İşte, Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçen hafta Türkiye’ye denizaltı satışı için gelmiş. Hatta Merkel’in Almanya’da Türkçe öğrenim yapacak okul açılmasına “evet” demesinin nedeninin de, Alman denizaltıların Türkiye’ye satışının tehlikeye girmemesi olduğu ileri sürülüyor. Meğer ‘okul gürültüsü’nün arkasında gürültülü denizaltılar varmış!


Merhaba,

Bu e-postayı, 06.04.2010 tarihli Taraf gazetesindeki köşenizde, "Angela Merkel Niye Geldi"başlıklı yazınıza istinaden yazıyorum.

Öncelikle belirtmek isterim ki, hakkınızda derinlemesine bir bilgi sahibi değilim. Köşe yazılarınızı ya da Taraf gazetesini takip de etmiyorum. Bahse konu köşe yazınızdan, NTVMSNBC haber portalının 06.04.2010 tarihli, "Almanya'dan Türkiye'ye Yan Yatan Denizaltı" başlıklı haberdeki atıf ile haberdar oldum.

Kendimden bahsetmek gerekirse, askeri savunma teknolojilerine meraklı, bu konularda araştırmalar yapan bir uzay mühendisiyim. Sivil sektörde çalışmaktayım; asker ya da devlet memuru da değilim. Askeri denizcilik sistemleri ve özellikle denizaltılara karşı büyük bir ilgim var. Gelirimin çoğunu da bu konularda araştırma yapmaya, kitap, dergi vb yayın maya çalışıyorum. Kendi kendimi "hariçten gazel okuyucu" olarak tanımlarım.

Konuya gelecek olursam:

Üzülerek ifade etmek isterim ki, köşe yazınız, son derece vahim teknik ve maddi hatalar ve eksiklikler ile dolu. Madde madde sıralayacak olursam:

1. "Zira Almanya, bu dönemde hem Yunanistan’a hem de Türkiye’ye 214 sınıfı denizaltı satıyor": Bu ifadenizden, sanki iki ülke de aynı zaman diliminde bu denizaltıların siparişini vermekte imiş gibi bir anlam çıkmaktadır. Halbuki bu doğru değildir. Yunanistan "Arşimed" adı verilen projeye, 1990'ların ikinci yarısında başladı. Bu dönemde iktidarda olan PASOK hükümetinin Almanya ile iyi ilişkilerinin de yardımıyla, Tip 214 denizaltısı seçildi.

15.02.2000 tarihinde imzalanan ve toplam bedeli 1.26 Milyar Dolar olan sözleşme, biri opsiyon olmak üzere toplam 4 adet Tip 214 tipi denizaltıyı kapsıyordu. Opsiyon olan dördüncü denizaltı için sözleşme 30.05.2002 tarihinde imzalandı.

Türk Deniz Kuvvetleri için yeni nesil havadan bağımsız tahrik (AIP) sistemine sahip 6 adet denizaltı tedariğini kapsayan projede ise, projeye başlama kararı 22.06.2005 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında alındı. Bilgi İstek Dosyası 29.03.2006, Teklife Çağrı Dosyası 28.12.2006 tarihinde yayınlandı. Armaris, Navantia ve HDW firmaları tekliflerini teslim ettiler. 22.07.2008 tarihli SSİK toplantısında da HDW - MFI konsorsiyumu seçildi.

Yani zaman dilimleri birbiri ile örtüşmemektedir.

2. "Yunanistan dört, Türkiye altı tane 214 sınıfı denizaltı almak için Almanya ile anlaşma imzaladı. Mali kriz nedeniyle dibe vuran Yunanistan, yapımının hatalı olduğunu söylediği bu denizaltıları almak istemedi. Ama Almanlar “sizi mali krizden kurtarmayız” baskısı yaparak Yunanistan’ın ‘hatalı’ denizaltıları almaktan vazgeçmesini önlediler."

"Gelelim denizaltıların özelliklerine... Yunanlılar, 214 sınıfı Alman denizaltılarına haklı olarak itiraz ediyorlar. Çünkü bu denizaltılar, tecrübeli savunma uzmanlarının belirttiğine göre, su yüzüne çıkarken aşırı derece yan yatıyor ve çok gürültü çıkartıyor."

Yazınızın, Yunanistan'ın projedeki sıkıntıları ile ilgili bu kısımları eksik bilgiler içermekte ve okuyucuyu yanlış yönlendirmekte. Şöyle ki:

Yunanistan’ın ilk Tip 214 denizaltısı olan, S120 borda numaralı Papanikolis, 22.04.2004 tarihinde Kiel’de törenle denize indirildi. Bot, deniz denemelerine 02.02.2005 tarihinde başladı.  Başlangışta 2005 Eylül’ü olarak belirlenen hizmete giriş tarihi, ISUS komuta kontrol sisteminin entegrasyon problemleri nedeniyle 2006’ya ertelendi.
Ancak bir süre sonra, denizaltıda bir dizi teknik sorunlar tespit edildi. Bunlardan en önemlileri şunlardı:

1.    Sert deniz şartlarında denge sorunu, satıhtayken 56 dereceye varan yalpalama,
2.    AIP tahrik sisteminde sorunlar: PEM yakıt hücresinin birkaç saat çalıştıktan sonra devre dışı kalması
3.    ISUS muharebe komuta kontrol sisteminde yazılım sorunları, sistemin sık sık çökmesi,
4.    3 deniz milinden yüksek süratlerde periskopta şiddetli titreme, hedef takibinin imkansız hale gelmesi,
5.    Hidrolik sistemlere deniz suyu sızması,
6.    Dalış durumundayken meydana gelen yüksek gürültü seviyesi, pervanelerin oluşturduğu yüksek kavitasyon.

YDzK, 400’ü aşkın irili ufaklı sorunun listelendiği bir raporu gerekçe göstererek Papanikolis’i teslim almayı reddetti.  Bu raporu kabul eden HDW, sorunların giderilmesi için çalışmalara başladı. Tekrar Kiel’de kuru havuza alınan Papanikolis, yapılan tadilat çalışmalarının akabinde seyir testleri için Norveç açıklarına gitti. Kuzey Denizi’nde yapılan testlerden sonra Alman Savunma Bakanlığı, Ekim 2008’de Papanikolis’in deniz seyrine uygun olduğuna dair resmî bir rapor yayınladı.  Bu bir bakıma, Alman tarafının Yunan hükümetine uyguladığı bir baskı anlamına gelmektedir.

Ancak ne HDW’nin 2008’deki yeni testler akabinde Papanikolis’teki sorunların tamamen giderilmiş olduğunu beyanı, ne de Alman Savunma Bakanlığı’nın denize uygunluk raporu, sorunu çözmeye yetmedi. Yunan tarafı, denizaltının şartnamede belirtilen kriterleri sağlayamadığını iddia etmeye devam etti. HDW, Yunan hükümetinin Neptune II dzaltı modernizasyon projesi ve Arşimed projelerinden doğan borçlarının önemli kısmını ödemediğini, Yunan tarafı ise bu ödemelerin, hem de 80%’e varan oranda önceden yapılmış olduğunu iddia etmekteydi. Alman şirketinin iddiasına göre Arşimed ve Neptune II projelerinden kaynaklanan toplam borç 500 Milyon Euro civarındaydı.

Karşılıklı suçlamalar ve restleşmeler, Arşimed projesini tam bir çıkmaza soktu. Projenin diğer 3 denizaltısı, Pipinos, Matrozos ve Katsonis, Skaramanga Tersanesi’nde sırasıyla Nisan 2007, Şubat 2008 ve Kasım 2008’de denize indirildiler. Ancak Papanikolis’in devir tesliminin yapılmamış olması nedeniyle liman denemeleri haricinde kabul testlerine giremediler ve tersanede kaderlerini beklemeye başladılar. Bu üç denizaltı halen kuru havuzda beklemektedir.

Öte yandan,

Güney Kore, aşağı yukarı Yunanistan'la aynı zaman diliminde Tip 214 modeli denizaltılardan 3 adet sipariş etmiş, daha sonra 6 adet de ilave sipariş ederek toplam sayıyı 9'a çıkarmıştır. Ayrıca Portekiz Tip 209PN olarak adlandırılan ancak pratikte bir Tip 214 olan denizaltılardan iki adet sipariş etmiş ve teslim almaya hazırlanmaktadır. Pakistan ise 3 adet Tip 214 denizaltısı için Almanya ile sözleşme görüşmelerine devam etmektedir.

3. "Özellikle su yüzüne çıkarken çok gürültü çıkartan denizaltı, kabul edersiniz ki makbul değil. Çünkü yerini hemen belli ediyor. Zaten Almanlar da bu nedenle 214 sınıfı denizaltıları kendileri kullanmıyorlar. Ya, ne tür denizaltı kullanıyorlar?

Almanlar 212 sınıfı denizaltı kullanıyorlar. Kendilerinin kullanmadığı 214 sınıfı bu denizaltıları da yüksek fiyatlarla Yunanistan ve Türkiye’ye satıyorlar. Böylece NATO ve Avrupa Gümrük Birliği üyesi Türkiye ve Yunanistan’ı gereksiz kamu harcaması yapmaya zorluyorlar."

Yazınızın bu kısmında bariz bir yanlış yönlendirme ve hatalı bilgi sunma söz konusu ne yazık ki. Almanya'nın Tip 212 sınıfı denizaltı kullanmakta olduğu doğrudur. Ancak yazınızda ne yazık ki bu denizaltıların tahrik sistemi, ISUS komuta kontrol sistemi, sonar sistemleri, torpidolar ve periskop gibi başlıca alt sistemleri Tip 214 ile paylaştığını, iki sınıf denizaltı arasındaki esas farkların tonaj, inşada kullanılan malzeme ve ülke ihtiyaçlarına özgü bazı altsistemler olduğundan bahsetmemişsiniz.

Yani özet olarak aslında Tip 212 ve Tip 214 sınıfı denizaltıların muharebe, muhabere ve komuta kontrol yetenekleri açısından birbirlerinden çok farkları olmadığından bahsetmemişsiniz.

Aksi halde, Almanlar'ın kendilerinin kullanmadığı ve çok gürültü yapan ve kalitesiz (olduğunu ima ettiğiniz) bu denizaltılardan Yunanistan'a 4 adet, Güney Kore'ye 9 adet, Türkiye'ye 6 adet, Portekiz'e 2 adet olmak üzere toplam 21 adet gibi, denizaltı dünyası için hatırı sayılır miktarda satmasını,

Ve hatta Yunanistan ile Almanya'nın Tip 214 probleminde çözüme ulaştıklarını ve Yunanistan'ın bu tip denizaltılardan 2 adet daha ilave sipariş vermeye hazırlandığını

Nasıl açıklayabilirsiniz?

Tip 212 ve Tip 214 sınıfı;

ISUS 90 muharebe komuta kontrol sistemi,
DM2A4 torpidosu
FAS 90 sonar sistemi
Kollmorgen / Carl Zeiss periskop sistemi
MTU ana makina
Siemens Permasyn yakıt hücresi sistemi

gibi ortak ana sistemlere sahip iken, Almanya'nın sanki demode bir denizaltıyı satıyor olduğu imasını nasıl yapabilirsiniz?

Öyle zannediyorum ki bu soruların cevaplarını, sağduyulu okur zaten vermiştir. Umarım bu uzun e-postayı sonuna kadar okuma zahmetine katlanırsanız, siz de verebilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla,


M. Arda MEVLÜTOĞLU

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Arda kardes, Taraf'taki makaleyi ben de okudum. Cok guzel bir cevap yazmissiniz ama maalesef cahillik veya kasitla (hangisi oldugu bu konuda pek de onemli degil) yazanlar sizin verdiginiz mantik ve bilgi yuklu cevaptan pek birsey anlamazlar ve onem vermezler. Sitenizi hemen hergun ziyaret ediyorum ve yazilarinizi zevkle okuyorum. Bilginize hayranim. Cok sagolun. Selamlar.

Arda Mevlutoglu dedi ki...

Öncelikle takdiriniz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim.

Süleyman Yaşar Bey'den bir yanıt geldi. İzin almamış olduğum için paylaşamıyorum ancak içerik olarak "her iki ülke de sağlık, eğiitm vb'ye harcayacak yerde silah alımına para harcıyorlar" anafikirli, kısa bir cevap yazmış.

Sevgi ve saygılarımla,