7 Nisan 2010 Çarşamba

Siyah Gri Beyaz Özel: Ole Nikolajsen Röportajı

Türk Havacılığı ile ilgili son derece nitelikli çalışmaları ve kitapları olan, saygın havacılık tarihçisi ve araştırmacı Ole Nikolajsen ile röportaj gerçekleştirme onuruna eriştim.

Kendisi kuruluşundan itibaren Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Türk askeri ve sivil havacılığı ile ilgili geniş bir yelpazede yayın shibi, Danimarkalı bir havacılık tutkunudur.

Bu fırsatı bana tanıdığı, alçakgönüllülük ve samimiyetle sorularımı cevapladığı için kendisine en derin şükranlarımı sunuyorum.

Röportajın tam metnini aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca kendisinin web sitesini ziyaret etmenizi de tavsiye ederim.



Arda Mevlütoğlu: Siyah Gri Beyaz okuyucuları için kendinizden bahseder misiniz? Ole Nikolajsen kimdir?

Ole Nikolajsen: 1943 yılında Danimarka'da doğdum. 1963 yılından bu yana sırayla pilotaj öğrencisi, seyrüseferci, hava trafik kontrolörü ve eğitmen olarak 2001'e kadar havacılığın içinde yer aldım. Son görevim, Almanya, İsviçre ve Eurocontrol bünyesindeki çeşitli komitelerde kıdemli eğitmenlik idi.

Halen Fransa'da emekliliğimi geçirmekteyim ancak vaktimin yarısını geniş bahçemizin bakımı diğer yarısını ise havacılık tarihi alanındaki çalışmalarımla doldurmuş durumdayım.



A.: Havacılık tutkunuz ne zaman ve nasıl başladı?

O.: 1955 yılında Konya'da Zafer Bayramı sırasında F-84G jetlerinin caddenin üzerinde uçuşlarını seyrettikten sonra bir pilot olmaya karar verdim.



A.: Çalışmalarınız ve yayınlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Odaklandığınız ana konular nelerdir?

O.: 1960'ların başlarında Danimarka Hava Kuvvetleri tarihi ile ilgili çalışmalar yaptım ve DanMil başlığı altında 8 adet kitap yazdım. Daha sonra, 1975 yılından itibaren önce Osmanlı, daha sonra askeri ve şimdi sivil havacılık olmak üzere Türk havacılık tarihine odaklandım. Bu konularla ilgili çeşitli dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalem ve kitabım bulunmaktadır.


A.: Gündemde yeni projeleriniz var mı?

O.: Evet, Türk sivil uçakları ile ilgili araştırma projemi yeni bitirdim. Bilgileri kontrol ettikten sonra yayınlamaya çalışacağım.




A.: Türk havacılığına ilginizin nedenleri nelerdir? Türk havacılığının hangi özelliklerini ayırt edici buluyorsunuz?

O.: Küçük bir çocukken 2.5 yıl Türkiye'de yaşadım ve ülkenize karşı büyük bir sevgim, muhabbetim var! Türk havacılığı ile ilgili araştırma yapmaya ve yazmaya başladığım zaman, hiç kimsenin, ülkenizin zaferlerle dolu havacılık geçmişi ve ünlü şahsiyetleri hakkında en ufak bir bilgisi yoktu.


A.: Türk Hava Kuvvetleri önümüzdeki yıl 100. yaş gününü kutlayacak. Geride bırakılan yaklaşık bir asrı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Türk havacılığı bu dönemde nasıl bir gelişme kat etti?

O.: En önemlisi, özellikle son dönemde kamuoyu ve tarihçilere karşı gösterilen açıklıktır. Kaydedilen başarı ve gelişmeleri anlatmaya ise bir kitap ancak yeter - Ve bu da önümüzdeki yıl basılacak!


A.: Türk Hava Kuvvetleri (THvK) Birinci Dünya Savaşı, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile Bosna ve Kosova çokuluslu harekatlarında aktif görev aldı. THvK'nin bu üç farklı dönemdeki performansı ve etkinliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

O.: Birinci Dünya Savaşı'nda kaydedilen en önemli başarı, kuvvetin ileri görüşlülüğü sayesinde, Filistin, Irak ve Çanakkale cephelerinde kendilerinden misliyle büyük düşmana karşı bir avuç uçakla başarı ile karşı koymalarıdır.

Kıbrıs Harekatı çok iyi bir şekilde icra edilmişti. Eğer savaş girerseniz bunu tam bir şevk ve azimle icra etmeniz ya da hiç girmemeniz gerekir. Ve THvK durum karşısında ne gerekiyorsa onu yapmıştır, ve muhtemelen çok sayıda tecrübe kazanmıştır.

Eski Yugoslavya'da icra edilen harekatlarda ise THvK, NATO müttefikleri ile 100% müşterek harekat icra edebileceğini kanıtlamıştır.


A.: Türkiye'de havacılığa karşı olan ilgiyi, Avrupa ülkeleri ile karşılaştırınca, nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda daha neler yapılabilir?

O.: 1975 yılında hiç bir ciddi ilgi yoktu. İnsanlar bana tarihi fotograf ve belgeleri, başka kimse konuyla ilgilenmediği için veriyorlardı. Bu durum değişti ve hem genç hem kıdemli çok sayıda meraklı, araştırmacı mevcut. Bunun başlıca nedeni, Türk ordusunun açıklık ve şeffaflığıdır - hava gösterileri, yayınlar ve halk günleri gibi.

Silahlı Kuvvetler tarafından basılan havacılık yayınlarının kamuoyuna açık hale gelmesi çok güzel olurdu.


A.: Danimarka'nın Türk havacılık tarihi açısından çok özel bir yeri vardır, zira Türkiye'nin kendi tasarladığı ve ürettiği bir uçağı, THK-5'i, ilk ihrac ettiği ülkedir. THK-5'in Danimarka macerası hakkında bilgi verebilir misiniz?

O.: 1940 yılından itibaren Danimarka'da bir hava ambulans işletmesi bulunmaktaydı (Danimarka'da 470 adet ada bulunmaktadır!). İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ikinci bir şirket piyasaya girmeye karar verdi. İsviçre'nin Grenchen kentinde uçağın tanıtımını gördüler ve akabinde baş pilotlarını Türkiye'ye gönderdiler. Kendisi uçakla deneme uçuşları gerçekleştirdi ve satın alınmdan sonra uçurarak Danimarka'ya götürdü. Uçak hakkındaki değerlendirmesi, hava cankurtaranı olarak doğru bir tercih olduğu idi.

THK-5 Danimarka'da önce hava cankurtaranı daha sonra hava taksisi olarak hizmet verdi. Ne yazık ki 1962 yılında iniş sırasında bir kaza geçirdi ve kâl edildi. Danimarka'da yalaşık 1,000 saat uçmuştur. Bu uçağın tam hikayesi, internet sitemde, "Ankara Presentation" başlığı altında mevcuttur.


A.: THK-5'den söz açılmışken, Türk havacılık sanayii iki dünya savaşı arası dönemde önemli gelişmeler kaydetti. Özellikle Türk Hava Kurumu (THK) öncülüğünde çok sayıda planör ve uçak projesi yürütüldü. Sizin değerlendirmenize göre bu atılımların kesilmesinin ve ulusal bir havacılık sanayii altyapısı inşa etme gayretlerinin durmasının esas nedenleri nelerdir?

O.: Aynı Danimarka'da da olduğu gibi, İkinci Dünya Savaşı'ndan hemen sonra, dünya piyasasına neredeyse sıfır bedelle satılan binlerce uçak girdi. Bununla nasıl rekabet edebilirdiniz ki?

Bir başka etken ise çoğu ülkenin havacılığa ayıracak parasının olmaması idi. Türkiye'de ayrıca havacılık sanayiini destekleyecek; hidrolik, gösterge, kokpit camı vb gibi parçaları üretecek bir yan sanayiinin bulunmaması önemli bir sorun idi - motorları saymıyorum bile. Tüm bu parçalar dışarıdan ithal edilmek zorundaydı.



A.: Bir havacılık tarihçisi olarak, araştırmalarınızı yürütürken karşılaştığınız en önemli engel ve sorunlar nelerdir? Genç havacılık meraklılarına ve araştırmacılara tavsiyelerinizi alabilir miyim?

O.: Her şeyden öte en önemlisi "kesinlik"tir: Yani kontrol etmeli, kontrol etmeli ve değişik kaynaklarda tekrar tekrar kontrol etmelisiniz. İnsanlarla görüşebilir, mülakat yapabilirsiniz, ancak onlardan edindiğiniz bilgileri başka kaynaklardan teyit etmeniz gerekir.

Günümüzde internette okunan her bilgiyi olduğu gibi kopyalama yönünde tehlikeli bir eğilim var. Bu şekilde hatalar ve yanlışlıklar birbiri ardına tekrar edilmekte!

Ayrıca havacılık tarihi "işinde" para olmadığının bilincinde olmalısınız - bu alanda, zevk aldığınız için çalışırsınız!

Eski bilgi ve fotograflar edinip bunları paylaşmaktan ya da yayınlamaktan imtina eden insanlardan hoşlanmıyorum. Bu sanki Efes Harabeleri'nde tarihi bir eser bulup cebinize atmak gibi bir şey. Havacılık tarihi aynı zamanda ulusal bir hazinedir ve tüm kamuoyuna açık olmalıdır. Yaptığım tüm araştırmalarım paylaşıma açıktır ve ücretsizdir!


A.: Siyah Gri Beyaz okuyucuları için özel bir mesajınız var mı? Ve ilaveten, Türkiye'yi ziyaret eden her yabancıya sorulduğu gibi: Türk yemeklerini seviyor musunuz?

O.: Türk havacılığı bünyesinde, hakkında yazılıp çizilenden çok daha fazlasını barındırıyor. İnsanların bana her gün yeni bir meçhul fotograf ya da belge göndermesine hayret ediyorum. Tarihinizi anlatmaya devam ediniz!

Evet, Türk yemeklerini çok seviyorum ve hiç bir şey bir "Rakı Sofrası" kadar güzel değildir. Bu arada karım gerçek Türk  yemeklerini çok güzel pişirir (turistlere verilenden değil!)

İstanbul Çiçek Pasajı gecelerini çok seviyorum.

Sağlıcakla kalın!

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Teşekkürler, hoş bir söyleşiydi.

Batuhan Demirci dedi ki...

Elinize sağlık. Çok güzel bir söyleşi.