19 Ocak 2010 Salı

Ejderha Başlı Tetikler

Babam yıllar önce Almanya'ya gittiğinde bana devasa bir katalog getirmişti; av malzemeleri katalogu. "Frankonia Jagd", ezberlemiştim adını ve neredeyse tüm içeriğini. 1985 - 1986 sezonuna dair, av tüfeğinden çoraba, çadır malzemesinden Mercedes Benz jipe kadar bir avcının ihtiyaç duyabileceği tüm malzemeler vardı katalogda.

Katalogun bir bölümü de nostaljik silahlara ayrılmıştı. Dönem dönem tüm tüfekler: Amerikan İç Savaşı dönemi tüfekleri, Winchester'lar vesaire. O tüfeklerden en sevdiğim, Napolyon Dönemi uzun namlulu piyade tüfekleriydi. Çünkü bir silah değil, sanat eseriymişçesine işlemeleleri, kakmalarıyla pek albeniliydiler. O tüfeklerde en dikkatimi çeken şey ise, tetik horozları idi: Horoz, ejderha başı şeklindeydi.

Ejderha başı şeklindeki o tetik horozu yıllar içinde beynime kazındı, bir simge haline dönüştü.

Hep sormuşumdur kendime: Günümüzde modern bir piyade tüfeğinde neden böyle işlemeler, ejderha başları olmaz?


Hep cevaplamışımdır kendimi: Çünkü modern bir piyade tüfeğinin her bir parçası, ergonomi, malzeme bilimi, mukavemet ve benzeri çok sayıda mühendislik alanının diktası altında şekillenmiştir. Tetiğin yuvarlaklığı, parmağın en iyi şekilde kavrayabileceği şekildedir, şarjörün büyüklüğü ağırlık ve takıp çıkarma kolaylığına göre belirlenmiştir, namlu uzunluğuna kimbilir hangi tasarım kriterleri etki eder vb.

Tüm bu etkenler arasında maliyet her zaman en güçlü Demokles Kılıcı'dır elbette. Ve bu ortamda, bir ejderha başına harcanacak fazladan malzemeye yer yoktur.

Bir tetik horozunu güzel görünmesi için ejderha başına dönüştürecek fazladan maliyet, onbinlerce tüfek hesaba katıldığında muazzam bir boyuta ulaşabilir. Tetik horozunun optimum çalışma koşullarını olumsuz etkileyebilir ve daha neler.

Ve bu durum, estetik açıdan "ruhsuz" tasarımları kaçınılmaz kılar. O tasarımlardır ki, isterlere mümkün olabilecek en yakın şekilde üretilmişlerdir ve hesaplanan değerler içinde kalarak çalışırlar. Sanatsal yaratıcılığa yer yoktur pek, ancak "inovasyon" denen heyula revaçtadır: Üretim bandına konup maksimum kârı getirdiği sürece her türlü yaratıcılık serbest. Ejderha başı şeklinde tetik horozu mu? Normal tetik horozundan daha ucuza mâl etmeyi başar ey mühendis, sonra çık karşıma!

Yani aslında iş biraz da şuna dayanıyor: Bütçe ve maliyetler, pozitif yaratıcılığın önündeki en büyük engellerdir.

Ufak bir parantez açarak "pozitif yaratıcılık" kavramı ile ne anlatmak istediğimi açıklayım.

İnceleyeni sadeliği ve/veya düşünmeye zorlaması ve/veya devrimciliği ile etkileyen tasarım bence pozitif yaratıcıdır. Nice endüstriyel tasarımcılar, yeni mezun genç idealist mühendisler, amirlerine ya da müşterilerine bu tür tasarımları sunarken helâk olmuşlardır.

Kendisine belirlenen sınırlardan çok daha yüksek performans gösterebilen ancak klasik kalıpların dışında çözümler sunmayan ve/veya herhangi bir estetik kaygı taşımayan tasarım negatif yaratıcıdır. Negatif yaratıcı bir çözüm, müşterinin ya da proje yöneticisinin hoşuna gider ancak endüstriyel tasarımcıyı tatmin etmez. Uzun vadede insanlığın akıl ve sanat havuzunda yer bulamaz kendine.

Bu yüzdendir ki Leonardo da Vinci'nin hiç bir zaman uçmamış ve uçamayacak olan helikopter tasarımı, uçan ilk helikopter olan Sikorsky R-4'den daha tanınmıştır; insanların görsel (ve sanatsal?) hafızalarında yer bulmuştur yüzyıllardır. R-4 uçalı yarım yüzyıldan azıcık fazla oldu halbuki.

Kapa parantez.

İşte bu nedenle, çözüm tasarlayan proje ekibinin, bütçe planlarından, maliyetlerden uzak tutulması gerekir. Hayal dünyasında yaşamalarına izin verilmesi gerekir.

Bütçe, sanatın ve yaratıcılığın düşmanıdır.

* * * 

Cürekâr mı oldu biraz ne?

1 yorum:

Ozgur dedi ki...

ben tam olarak senin gibi düşünmesemde dediklerini anlıyorum
senin kaygın "kişilik", "tasarımın kişiliği". batılı değerlerle düşünürsen form fonksiyonu izler.
doğu düşüncesinde durum çok daha karışıktır. sen de arda kalmışlığı yaşamaktasın şuanda...

kolay gele