26 Temmuz 2009 Pazar

Haftalık Bakış #10: Gelişen Hindistan - ABD İlişkileri ve EUMA Meselesi

Gelişen Hindistan - ABD İlişkileri ve EUMA Meselesi

ABD’nin Hindistan’la ilişkileri son yıllarda hızla gelişmekte. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde değişen Orta Asya ve Asya – Pasifik politikaları, Çin’in yükselişi ve enerji stratejileri, bu gelişimin temellerini teşkil ediyor. Nükleer teknoloji ve savunma sistemleri alımlarında iyice belirginleşen ve stratejik ittifaka doğru yönelen ABD – Hindistan ilişkileri, geçtiğimiz hafta, 20 Temmuz’da imzalandığı açıklanan EUMA (End Use Monitoring Agreement; Son Kullanıcı Takip Anlaşması) belgesi ile yeni bir rotaya girdi.



EUMA belgesinin imzalanması Hint kamuoyunda yoğun tartışmalara sahne olmakta. Bu belgenin Hint – ABD ilişkileri açısından önemine geçmeden önce kapsam ve amacına değinmekte fayda var.

EUMA nedir?

EUMA, ABD’nin bir ülkeye sattığı savunma sistemini, satıştan sonra düzenli olarak kontrol etmesine olanak sağlayan bir anlaşma. EUMA çerçevesinde ABD, alıcı ülkeye yılda bir kez, sistemin satış amacı dışında ve/veya ABD çıkarlarına aykırı şekilde kullanılıp kullanılmadığını denetlemek için heyetler gönderme hakkına sahip oluyor. EUMA’yı imzalayan ülke, ABD’den satın alacağı silah sistemi üzerinde izinsiz değişiklik yapmayacağını, başka bir ülkeye devretmeyeceğini, bakım, onarım ve tadilatlarını ABD’nin bilgisi ve izni olmadan gerçekleştirmeyeceğini taahhüt ediyor.

Söz konusu takip ve denetleme işlemleri, ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı DSCA (Defense Security and Cooperation Agency; Savunma Güvenlik ve İşbirliği Kurumu) tarafından, “Golden Sentry” (Altın Gözcü) programı çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Golden Sentry ile yapılan bu denetlemenin kanuni dayanağını ise, Silah İhrac Kontrol Yasası’nın (Arms Export Control Act) 40A maddesinde 1996 yılında yapılan bir düzenleme teşkil ediyor. Bu maddeye göre ABD Savunma Bakanlığı, ABD’den savunma sistemi alan ülkenin bu sistemi, ABD Hükümeti’nin koyduğu şartlara göre kullandığını denetlemek ve bununla ilgili ABD Kongresi’ne yıllık rapor sunmakla yükümlü kılınmış durumda.

ABD firmaları, EUMA’yı imzalamamış ülkelere ihracat gerçekleştiremiyor.

Hindistan, EUMA belgesini imzalamadan önce ABD ile imzaladığı USS Trenton LPD çıkartma gemisi, Boeing P-8I deniz karakol uçağı, C-130J Hercules nakliye uçağı alımlarında, münferit olarak EUMA maddelerine muadil şartları kabul etmişti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary R. Clinton’un 5 gün süren son Hindistan ziyareti sırasında imzalanan EUMA ile birlikte bundan sonraki tüm alım anlaşmaları, bu belgeye atıfta bulunacak. Diğer bir deyişle EUMA, ABD – Hindistan savunma işbirliği projelerinde bir referans belge ve çatı anlaşma işlevi görecek.

EUMA, kullanıcı ülkenin egemenliği üzerinde kısıtlayıcı hükümlere sahip. Kullanıcı ülke, sistem üzerinde kendi ihtiyaçlarına göre istediği değişiklik, modernizasyon ya da benzeri tadilatı istediği zaman ve şekilde yapma serbestisine sahip değil. Sistemin bakım, onarım, işletme ve idame sürecinde, daha açık bir ifade ile envantere girişinden çıkışına kadarki tüm süreçte (EUMA tartışmalarında “from cradle to grave” [beşikten mezara] ifadesi bunu tanımlamak için sıklıkla kullanılır) kesintisiz bir ABD takip ve denetimi söz konusu. Bu da doğal olarak, kullanıcı ülkenin ulusal güvenlik meselelerine ABD’nin dolaylı yoldan müdahil olması anlamına gelmekte. Tüm bunlar, ABD’nin son teknolojisine erişimin bedeli.

Bu şartlar, ulusal çıkarları ve tehdit algılamaları ABD ile büyük ölçüde örtüşen ülkeler için büyük bir sorun teşkil etmeyebilir. Ancak Hindistan gibi küresel güç olma iddiasındaki bir ülkede büyük fırtınalar koparması kaçınılmazdı.

Kopardı da.

Hint kamuoyu, EUMA konusunda iki safa bölünmüş durumda. Anlaşmaya karşı çıkan kesim, Hindistan’ın EUMA ile birlikte egemenlik haklarının bir kısmından feragat ettiğini iddia ederken; diğer kesim, EUMA’nın Hindistan’ın en son ABD teknolojisine erişiminin artık mümkün olduğunu, bunun da ülkenin savunma kapasitesinin güçlenmesine yardım edeceğini savunuyor.

EUMA’nın Hindistan’daki önde gelen muhaliflerinden Hint Deniz Kuvvetleri komutanı Amiral Suresh Mehta, Londra’da konuşlu Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (Strategic Studies Institute) Yeni Delhi’de 2008 Nisan ayında düzenlediği konferansta “egemen bir ulus olarak, sistemimize müdahaleleri kabul edemeyiz, dolayısıyla bazı temel zorluklar bulunmaktadır ABD, diğer ülkelerle bu tür anlaşmalar imzalayabilir. Biz parasını vererek bir teknoloji satın alıyoruz. Bununla ne yapacağımız bizim işimizdir” demişti. Hint anamuhalefet partisi, hükümeti, Hint ulusal egemenliğini satmakla suçluyor.

Bu ateşli tartışmalar süredursun, Hindistan’ın EUMA’yı imzalamasının iki önemli boyutu var: Savunma sanayii boyutu ve stratejik – politik boyut.

Hindistan’ın 2020’lerin başlarına kadar yaklaşık 80 milyar Dolar’lık savunma sistemi ve hizmeti alımı gerçekleştirmesi bekleniyor. Önümüzdeki 2.5 yıl içinde karara bağlanması beklenen projelerin toplam tutarı ise 30 milyar Dolar dolaylarında. Bu projelerin en önemlilerinden biri, 10 milyar Dolar’dan fazla tutması beklenen, 126 adet savaş uçağının teknoloji transferi ile Hindistan’da üretimini kapsayan MRCA (Multi Role Combat Aircraft) projesi. Uzun vadede 74 adetlik opsiyon pakedi ile birlikte projenin 200 uçaklık bir sayıya ulaşması söz konusu. Öte yandan 22 adet saldırı helikopteri, Very Heavy Lift Transport Aircraft (VHTAC) projesi ile 10 adet uzun menzilli ağır nakliye uçağı alımı, 200’e yakın hafif genel maksat ve gözetleme / keşif helikopteri tedariği, hizmetteki Mi-26 Halo ağır nakliye helikopteri yerine 15 adet yeni nesil nakliye helikopterinin tedariği projelerinin de kısa – orta vadede karara bağlanması bekleniyor.

Bu sayılanlardan en sıcak olanı kuşkusuz MRCA orta sınıf taktik savaş uçağı projesi. ABD’nin Lockheed Martin (F-16IN) ve Boeing (F/A-18E/F Super Hornet) firmaları ile katıldığı projede diğer adaylar Rus Mikoyan MiG-35, İsveçli Saab Gripen NG, Fransız Dassault Rafale ve Eurofighter EF-2000 Typhoon. Her aday Hindistan’a oldukça cazip teknoloji transferi paketleri önermiş durumda. Kararın 2010 – 2011 arasında verilmesi bekleniyor. ABD tarafından yalanlanan bazı iddialara göre bu ülke Hindistan’a, F-18 Super Hornet’lerle birlikte, emekliye ayırdığı Kitty Hawk uçak gemisini içeren bir paket teklif etmiş durumda. Hindistan’ın Amiral Gorşkov helikopter gemisinin, MiG-33 ve Tejas LCA uçaklarının iniş kalkışına olanak sağlayacak şekilde tadil edilip, Vikramaditya adı ile hizmete girmesini içeren projenin maliye ve takvim olarak planların bir hayli ötesine sarkmış olması, eğer doğru ise bu teklifin cazibesini bir hayli artırmakta.

ABD’li firmalar ayrıca, Hindistan’ın İsrail ile yakın ilişkilerini sıçrama tahtası olarak kullanıp, özellikle komuta kontrol, hedef tespit, teşhis ve sair C4ISR sistemleri konusunda Hindistan’a yeni teklifler sunmaya hazırlanıyor. Bilindiği gibi İsrail, Hindistan’ın ikinci en büyük savunma sistemleri sağlayıcısı konumuna gelmiş durumda. İki ülkenin çok sayıda ortak geliştirme projesi bulunuyor.

EUMA meselesinin stratejik boyutu ise, ABD’nin Orta Asya ve Asya – Pasifik bölgelerindeki geniş ölçekli vizyonu ve amaçları ile doğrudan ilişkili. Orta Asya enerji kaynaklarının Atlantik Bloku’na aktarılmasının güvenliği, Rusya ve daha da önemlisi yükselen güç Çin’in çevrelenmesi, Basra Körfezi ve GüneyDoğu Asya’nın güvenliği gibi konularda Hindistan’ın stratejik müttefik olarak kazanılması hayati önemi haiz. Bir nükleer güç olan Hindistan, Çin’e karşı yürütülen güç mücadelesinde önemli bir kuvvet çarpanı rolü oynayabilir. Hindistan’ın gelişen ekonomisi ve teknolojik kabiliyetleri, ABD başta olmak üzere Atlantik Bloku ülkelerine yeni açılım ve fırsat kapıları da sağlama potansiyeline sahip. Savunma sistemlerinin bu tür stratejik ilişkilerin kurulup yürütülmesinde oynadığı rol yadsınamaz, dolayısıyla EUMA, bu kapsamda son derece kilit bir konuma yerleşiyor.

Çin’in giderek genişleyen etki sahası ve gücünü artırması, Rusya’nın her zaman yüzde yüz güvenilir bir müttefik olmayabileceğinin görülmesi, Hint strateji kurucu ve yöneticilerini, “müttefik çeşitlendirmeye” yöneltti. Bu çerçevede İsrail ile yakın ve yoğun ilişkiler tesis edildi; Avrupa ile ilişkiler çeşitlendirildi. 11 Eylül ve sonrasındaki “Teröre Karşı Küresel Savaş” da bu doğrultuda Hindistan’a yeni açılımlar sundu. 1990’larda nükleer program nedeniyle gerilen ABD – Hindistan ilişkileri, ironik bir şekilde 2000’lerde yine nükleer program odağında hiç olmadığı kadar sıcak ve yakın hale geldi: İki ülke nükleer işbirliği anlaşmaları imzaladı, ABD’li firmalar Hindistan’da 10 milyar Dolar tutarında iki nükleer reaktör inşa etmeye hazırlanıyor.

DSCA mevzuatı, Foreign Military Sales (FMS) sistemi ve EUMA’nın Türkiye tarafından çok dikkatli ve titiz biçimde incelenmesi gerekmekte. Savunma sistemleri, ancak bu tip üstyapı anlaşma, kanun ve belgeler aracılığı ile dış politika araçları haline gelebilirler. Türkiye’nin gelişen savunma sanayii ve güçlenen savunma ihracat potansiyelini en etkin şekilde değerlendirmesinin yegâne yolu, benzer mevzuatların incelenerek bir politika belirlenmesinden geçiyor.


1 yorum:

Saturn5 dedi ki...

Hindistan ilginç bir yol izliyor. Bir yandan EUMA gibi bir taviz verip ABD'nin en yeni silah teknolojisine ulaşmak için ilerliyor öte yandan sattıkları silah sistemleri veya teknolojileri konusunda ABD kadar karışmayan diğer ülkelerin (örneğin Rusya) desteği ile nükleer güçlü denizaltı dizaynı üzerinde çalışıyor. Bu arada ATV bugün deniz inmiş.