1 Nisan 2008 Salı

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - I

Aşağıdaki yazıyı 2006 Kasım’ında yazmışım bir tartışma platformunda, başka bir konuda yazdıklarımı ararken buldum... Not düşmek adına buraya almak istedim.

Yazının üzerinden yaklaşık 1.5 sene civarında zaman geçmiş. Bu süre zarfında yazının içeriğine dair önemli gelişmeler oldu:



1. IDEF 2007 fuarı sırasında açıkça ortaya çıktı ki, Türkiye EF-2000 tedariğini çeşitli sebeplerden ötürü rafa kaldırdı. Bu sebepler uçağın halen gelişmekte olmasından, lojisitk ve maliyet faktörlere, Türkiye’nin EDA’ya katılımının engellenmesine kadar geniş bir yelpazede sıralandı.

2. CCIP projesinde, tüm F-16 filosu modernizasyon kapsamına alındı, yani ikinci 100 adetlik paket de projeye dahil edildi.

3. Gerçekleşen kaza kırımlar sonucu güncel envanterdeki F-16 sayısı 211’e indi.

4. Türkiye F-16 ve F-4E 2020 uçakları ile Kuzey Irak’ta nokta hedef harekatları icra etti ve hala icra etmeye devam ediyor. Bu harekatlarda gündüz / gece seyrüsefer, hedefleme ve keşif podları, modern güdümlü mühimmat kullanılıyor; uçuşların ekserisi gece uçuluyor.

***

Açıkçası Türk Hava Kuvvetleri’nin sadece JSF istediğinden pek de emin değilim. Bazı yabancı kaynaklı basın organlarının son zamanlardaki kaynağı belirsiz, daha doğrusu hep "adının açıklanmasını istemeyen bir yetkiliye" dayanan haberleri her ne kadar aksini söylese de. Toplantı terkedilmesi gibi bir şeye ihtimal vermiyorum, gerçek olduğuna inanmıyor, inanamıyorum. Bence ATAK ve YNMU projeleri üzerinden siyasi hesaplaşma yaratılmak isteniyor ve TSK buna alet ediliyor.

Türk Hava Kuvvetleri çok uzun bir süredir belli bir konsept ve doktrin çerçevesinde uçak tedarik etmiştir. Bu doktrinin iki parçası vardır:

1. Türkiye'yi doğu-batı olarak iki sektöre ayırıp bu iki sektöre ikiz filolar yerleştirme

2. Biri ucuz, tek motorlu, diğeri daha sofistike ve tercihen çift motorlu iki uçağın birbirini tamamlayacak şekilde görev yapması.

Bu doktrin Soğuk Savaş ihtiyaçlarına göre oluşturulmuştu. Bu yüzden 1. ve 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları kurulmuş, bu kuvvetlere ayrılacak filolar birbirlerinin ikizi olacak şekilde planlanmıştır.

İkinci hususa göre de F-5 / F-104 & F-100 / F-4 / F-102 tedarikleri gerçekleştirilmiştir. Çeşitli harmanlamalarla bu birbirini tamamlayan uçak bulundurma sistemi devam ettirilmiştir. En sonunda bu süreç F-5 + F-16 / F-4 ve sonunda F-16 / F-4 olarak günümüze gelmiştir.

Ancak son 10 yılda THvKK kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Filo yapıları ve görevlerinde kaymalar olmuş, Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ". ve 2. Hava Kuvvetleri olarak değiştirilmiştir. Sadece ABD menşeili savaş uçağı yapısı da modernizasyon projeleriyle İsrail yedeklemesiyle desteklenmiştir (F-4E 2020 ve F-5 2000).

CCIP projesine baktığımız zaman THvKK'nın yoğun bir yer saldırı / darbe gücünü idame ettirmek istediğini anlıyoruz. Dikkat edilecek olursa CCIP ile F-16 için tedarik edilecek silah sistemlerinin neredeyse tamamı F-35 için de sertifiyelidir. THvKK bu silahlarla birlikte F-35'e de hazırlık yapmayı planlamakta anlaşılan.

Şimdi F-4 filolarına baktığımızda şöyle bir durum var:

111 + 171: F-4E 2020. Bu uçaklar 2000 yılından bu yana sadece 2 kırım ile ve çok yüksek harbe hazırlık oranı, performans ile uçuyorlar. Özellikle Elta EL/M-2032 radarlarının performansından büyük memnuniyet söz konusu.

112 + 172: Bu filolardaki F-4E'ler elimizdeki en yaşlı uçaklar. 1966, 1967 civarında üretilen, çok yıpranmış ve artık ömürlerininn sonlarına gelmiş uçaklar.

111: 173ncü filodaki RF-4E'lerin bir kısmının da gelmesiyle takviye edilen bu filodaki RF-4E'ler zaten Türkiye'ye teslim edilmeden önce modernizasyondan geçmişti, şimdi ASELSAN ve Eskişehir HİBM tarafından Işık projesi altında kısmi modernizasyondan geçiyorlar. Tek taktik keşif filomuz olan 113 Işık'ın bir süre daha bu uçaklarla göreve devam edeceğini varsayabiliriz.

173: RF-4E'leri gönderip Konya F-4E'leri ile donatılarak F-4E ileri / harbe hazırlık filosu olarak dönüştürüldü. Bu filodaki F-4E'ler de oldukça yaşlı, 112+172 ile benzer durum söz konusu.

48 adetlik Terminator II projesi iptal edildikten sonra 112+172 Phantom'ları için kısmi modernizasyon/iyileştirme planlandı. SSM Murad Bayar'ın beyanatına göre hedeflenen, azami yerel katkı ile bu uçakların ömürlerini bir 10 sene daha uzatmak. Muhtemelen yapısal iyileştirme, INS/GPS, muhabere sistemi gibi işlemler uygulanacak. Yaklaşık 10 senelik ömür artışı, bu uçakların 2015'ten sonra, 2016-2018 arası emekliye ayrılacağına işaret eder. Bu tarih aralığı da F-35 Şimşek 2'nin THvKK envanterine girme tarihi ile çakışmaktadır.

Öte yandan THvKK 30 yeni F-16 Block 50+ alımı ve ilk pakette 117 F-16 modernizasyonu ile (ilk açıklanan plana göre 76 Block 50 ile 4 Block 40 F-16, Block 50+ seviyesine yükseltilecek, 37 Block 30'a ise nispeten daha dar çerçeveli bir modernizasyon uygulanacaktı, son kaza kırımlar ile bu sayı ne oranda değişti bilmiyorum) F-16 filosunu yaklaşık olarak 2030+ civarına kadar envanterde tutacak gibi görünüyor. Şahsen ben 100 adetlik ikinci paket CCIP modernizasyonunun gerçekleşme olasılığını nispeten düşük görüyorum. Ancak gerçekleşirse 100 adet Block 40 F-16 Block 50+ seviyesine yükseltilecek.

Şimdi muharip filoları ele alırsak:

F-4E: 2015+

F-4E 2020: 2020+

F-16 Block 50 CCIP (Öncel Proje 2 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): 2035+ hatta belki 2040+

F-16 Block 40 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.2 ile modernize edilenler): 2030-2040

F-16 Block 30 CCIP (Öncel Proje 1 ile üretilip Öncel Proje 3.1 ile modernize edilenler): ~2030

F-16 Block 50+ (Öncel Proje 4 ile yeni tedarik edilenler): 2045+

yıllarında emekliye ayrılacaklar diye değerlendiriyorum.

F-35'in tahmini envantere giriş tarihi her ne kadar basına 2014 olarak yansısa da, harbe hazır hale gelmesi 2015-2020 arası gerçekleşecektir.

Bu durumda benim değerlendirmem, F-35'in envanterde F-4E'nin yerini alacağıdır. Halihazırda F-4E 2020 filolarının yegane görevi darbe (interdiction) ve hassas güdümlü mühimmat ile saldırıdır. İptal edilen Terminator II projesi de sadece yer saldırı görevli idi ve 112+172 filolar ağırlıkla yer saldırı görevi eğitimi icra etmektedir. Dolayısıyla hassas güdümlü mühimmatla uzun menzilden saldırı görevlerinin 111+112+171+172 filoların asli görevi haline geldiğini söylemek yanlış olmaz.

Yani THvKK geleneksel "tek motorlu + çift motorlu" kombinasyonu yerine görev bazlı kombinasyona gidiyor gibi görünüyor. Zira çift motorlu saldırı uçağını tek motorlu saldırı uçağı ile değiştirecek anlaşılan. Bu, gelişen ve ayrıca F-35'in vaat ettiği teknolojiler de hesaba katılırsa anlaşılabilir ve makul bir yaklaşım.

Öte yandan EF-2000 konusunda ise,

EF-2000'in kabiliyet ve tasarım yönünden 3 ana modeli var: Tranche 1, Tranceh 2 ve Tranche 3. Tranche 1 ve 2 arasında yapısal olark neredeyse hiç bir fark yok, tüm farklılıklar minör alt sistem ve yazılım tabanlı. Halen Tranche 2 versiyonu üretimde. Tranche 3 ise pek çok motor, radr ve elektronik yeniliği bünyesinde toplayan, tam anlamıyla yeni nesil ve çok rollü bir uçak (olacak). Ancak Tranche 3'ün geliştirme çalışmaları halen devam ediyor ve ilk versiyonlarının bir gecikme olmazsa 2011-2014 arası hizmete girmesi planlanmış durumda. 2-3 senelik kayma beklenebilir.

Türkiye'ye Tranche 2'den itibaren projeye katılım teklif edilmişti. Tranche 2 her ne kadar yer saldırı için bazı silahları kullanabilse de esas olarak hava-hava ağırlıklı göreve sahip. Teknolojik olarak büyük fırsatlar vaat edilse de ben basına yansıtıldığı gibi 100% sınırsız transfer falan gibi şeylere sadece gülüyorum. Resmi anlaşmaya geçmedikçe her türlü vaat mübahtır ancak 1980'lerin başından beri devam edip milyarlarca dolar akıtılan bir projede hop tepeden inme bir "beşinci eşit ortağa" kimse onay vermez. Türkiye'de bu işler öyle bir hale getirildi ki "kaynak kodu" ve "teknoloji transferi" kelimeleri geçti mi akan sular duruyor. Teknoloji transferi, gelişmiş ülkelerin kurtulmak istedikleri, atıl durumdaki teknolojilerden kurtulmak için uydurdukları bir kılıftır. Kimse yıllar ve milyarlar harcadığı bir projeyi, teknolojiyi, bilgiyi öylesine kimseyle paylaşmaz. Ha, eşit ortak olursunuz. Ne zaman? Diğer eşit ortaklar kadar projeye para, insan ve kaynak yatırırsanız.

Şimdi bu noktada THvKK şu değerlendirmeyi yapıyor olabilir: "F-35 hizmete girene kadar F-4'ler beni idare etsin, ondan sonra zaten darbe filolarımı F-35 yenileyecek. Tamamlayıcı olarak F-16 Block 50+'larım ve modern güdümlü mühimmatım o alandaki açığı kapayacak. Hava-hava alanında ise F-16'lar + AIM-9X + AIM-120C + AWACS kombinasyonu beni idare eder komşulara karşı. Hele şu EF-2000 bir olgunlaşsın, daha sonra bakarız". Bu benim kişisel gözlemim.

Türkiye öyle ya da böyle Kasım ayında F-35 kararını açıklamak durumundaydı. Bunun direkt olarak YNMU projesiyle alakası yok. Zaten Murad Bayar da başından beri YNMU projesinde üç seçeneğin olduğunu bunların ya tek başına EF, ya tek başına JSF ya da her iki modelden de tedarik etmek olduğunu açıklamıştı. F-35 katılım kararının açıklanması ile ilk seçenek otomatikman devre dışı kaldı. Bu SSİK toplantısında diğer iki seçenekten biri seçilecek. Ancak bu toplantıda EF kararı çıkmasa bile bu THvKK'nin EF-2000'den (veya başka bir "hi" uçaktan) tümden vazgeçtiği anlamına gelmeyecektir. Er ya da geç ikinci bir uçak tedariği gerekecek. THvKK'nin tüm hava kuvvetlerini ABD yapımı tek bir uçak tipine dayandıracağını hiç sanmıyorum. Bu gerek politik gerekse teknik olarak çok riskli bir karar olur. Zaten F-35, hava üstünlüğünün diğer savaş uçakları ile sağlandığı ortamda hareket etmek için tasarlanmış, her ne kadar iyi hava-hava özellikleri olsa da yer saldırı ağırlıklı bir uçak. F-35 projesindeki ABD hava üstünlüğünü F-22 ile, İngiltere ve İtalya da EF-2000 ile sağlayacak. Ben Türkiye'nin de benzer bir yol izleyeceğini sanıyorum.

Hiç yorum yok: