19 Aralık 2008 Cuma

So Long Dubya...



Gazetecinin ilk ayakkabısını fırlatmasından sonra ikincisini çıkartıp fırlatana kadar ciddi süre geçiyor ve bu süre zarfında Bush'un korumalarından hiç tepki yok. İkinci ayakkabıdan hemen sonra gazetecinin üzerine çullanılıyor. Irak gibi bir yerde kabul edilemez, düşünülemez bir güvenlik zaafiyeti... Mümkün değil...

ABD, sembolik yönü son derece yoğun ve ağır bir şekilde 8 senelik Cumhuriyetçi iktidarın kefaretini ödemiştir. Obama çok rahatlamış bir şekilde görevine başlayacak. Ne demişti kendisi? "The change we need".. Rezil rüsva olmuş NeoCon Evanjelist Dubya'dan sonra dürüst, parlak, azimli, siyah başkan.

10 puanlık bir PR çalışması...

17 Aralık 2008 Çarşamba

Former Ottoman Province of Greece is Burning


Massive riots shake the Former Ottoman Province of Greece in Atina, Selanik, Yanya, Girit and many other cities. The events have shown to the world once again that there are deep fault lines mong this country's socio-political structure; albeit the near-fascist behavior in external politics.

4 Aralık 2008 Perşembe

HIKOTAI.net


The Naval Database Project ile birlikte ikinci uzun soluklu projem olan ve üzerinde 2005'ten bu yana çalıştığım Japon askeri havacılık tarihi ile ilgili araştırmalarımı bir web sitesi halinde yayına soktum. Halihazırda "deneme yayını" olarak tabir edilebilir; site altyapısında yapılması gereken bir miktar iş var, ancak kabası bitti sayılır. Uçak veri tabanında şimdilik 1945'e kadar olan bölüm var, 1945 - günümüz kısmı da bitmek üzere.

Tasarım açısından eski kafalılığa kaçan bir sadelik anlayışım var, o yüzden mümkün olduğunca basit tutmaya özen gösterdim. Fotograf, 3 yönden çizim ve kendi hazırladığım profil çizimlerini de uzun vadede ekleyeceğim.

Her türlü eleştiri ve geribeslemeye açığım.

http://www.hikotai.net/images/logo1.png

1 Aralık 2008 Pazartesi

Güle Güle Hocam...

Şakir Kocabaş'tan sonra bir başka çok sevdiğim hocamın, Rıza Alsan Meriç'in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Son derece donanımlı bir bilim adamı; nazik, iyiniyetli bir insandı. Diplomamı kendisinden almıştım. Dersine girmiş olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Mekânı cennet, toprağı bol olsun.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Sukhoi ve MiG Birleşiyor (mu?)

Flight Global'in haberine göre, iki Rus askeri havacılık devi Sukhoi ve MiG, OAK (Объединённая авиастроительная корпорация - United Aircraft Corporation; Birleşik Uçak Şirketi) çatısı altında tek bir birim meydana getirecek şekilde birleşiyorlar. Habere göre yeni birimin başına halen Sukhoi'nin yöneticisi olan Mihail Pogosyan getiriliyor.

2006 yılında, dönemin Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emriyle bir devlet teşekkülü olarak kurulan OAK, askeri ve sivil, insanlı ve insansız hava araçlarının tasarım, üretim ve bakım - destek faaliyetlerini yürüten firmaları bünyesinde toplayan bir çeşit üst yapı.

RSK MiG, son zamanlarda pek de iyi günler geçirmiyor. Firmanın yüksek meblağlara ulaşan borçları, Cezayir satışının bir faciaya dönüşmesi nedeniyle zedelenen prestiji ve satış miktarlarının düşük olması, bu Rus havacılık devini ciddi bir krize sürüklemişti.

Her ne kadar yüksek derecede olası olarak görünse de, birleşme haberinin henüz bağımsız kaynaklar tarafından teyit edilmediğini hatırlatmak isterim. Sene sonuna kadar bu konuda OAK'dan resmî bir açıklama gelebilir.

14 Kasım 2008 Cuma

Kafama Takılan Şeyler #2

Takımyıldızlar... Geçen gün Zeitgeist the Movie'yi izliyordum. Belgesel - filmin ilk bölümü Hz İsa - Hristiyanlık üzerine idi. Burada takımyıldızlara değinilen bir bölüm vardı: Balık burcu, Kova burcu vesaire...

Daha sonra National Discovery'de Mısır Piramitleri ile ilgili bir belgesel izlerken (bu arada bu piramitlerle ilgili kaç tane belgesel çekildi çok merak ediyorum) Orion takımyıldızından bahsettiler.

Şimdi açık bir gecede, gökyüzüne baktığımda parlak / sönük bir sürü yıldız görüyorum. Ben kafama göre, aynı bulutları değişik değişik şekillere benzetiyormuş gibi, birinin "koyun" dediğine "hayır o süt içen bir keçiye benziyor" diyebileceğim gibi, 5 yıldızı bir araya getirip "ahan da Orion takımyıldızı" dyen antik elemana "hayır kör müsün, bak şurada bir yıldız daha var, onu da eklersen tam bir şempanzeye benziyor, bence bu Şempanze Takımyıldızı'dır" diyemez miyim?

Antik çağlarda yaşayan insanlar bir araya gelip bir fikir birliğine mi varmışlar, bir konferans neyim mi yapmışlar yıldız haritalarına dair? Neden "Balık", "Kova", "Oğlak" vs? Neye göre? Ve dahası bu şekiller ve isimler neye göre ve nasıl evrensel bir nitelik taşıyor?

4 Kasım 2008 Salı

DCNS, SMX-23 ve SMX-24 Denizaltı Tasarımlarını Tanıttı

Fransız DCNS tersanesi, EuroNaval 2008 askeri deniz sistemleri fuarında, kıyı suları muharebelerine uygun olarak geliştirdiği SMX-23 Andrasta ve SMX-24 denizaltı tasarımlarını sergiledi.

SMX-23, DCNS tarafından bir süredir çeşitli fuarlarda maketleri sergilenen bir konsept tasarımdı. Bu tasarımı en son Kuala Lumpur'daki DSA 2008 fuarında inceleme fırsatı bulmuştum.

Kafama Takılan Şeyler #1

Fransız müzik kanalı MCM'i izlerken farketmiştim ilk olarak. Fransız kaynaklı müzik klipleri başlarken ilk bir kaç saniyede, genelde ekranın sağ alt köşesinde bir logo ya da isim yazıyor; klibi hazırlayan ajansın ismi olabilir. Ama bu uygulama sadece Fransa kaynaklı kliplerde var, ara sıra Yunan müzik kliplerinde de görüyorum. Hani bizim kliplerde yönetmen, ajans, sponsor falan klibin sonlarına doğru ekranda görünür ya, Fransız kliplerinde bu marka / isim / logo her ne ise, sadece klibin ilk bir kaç saniyesinde görünüyor.

Neden böyle? Fransız Sinema - TV geleneği midir bu?

23 Ekim 2008 Perşembe

Fas'a Hollanda'dan 3 Adet Korvet

Fas, Hollanda Damen Schelde Tersanesi'ne 3 adet Sigma tipi korvet için sipariş verdi. Korvetlerden biri Sigma 10152, diğer ikisi Sigma 9813 modelinde olacak. Teknik özellikleri ise şu şekilde:

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Ben Büyüdüm ve Kirlendi Dünya

1980 yılında doğduğumdan bu yana televizyonların ana haber bültenleri ve gazeteler vasıtasıyla şunlara tanık oldum:

1975 - 1990 Lübnan İç Savaşı
1980 - 1988 İran Irak savaşı
1981 İsrail'in Osirak Saldırısı
1982 Birinci Lübnan Savaşı
1988 - 1994 Ermenistan - Azerbaycan Savaşı
1990 Irak'ın Kuveyt'i İşgali
1991 Birinci Körfez Savaşı
1992 - 1995 Bosna Savaşı
1994 - 1996 Birinci Çeçen Savaşı
1998 - 1999 Kosova Savaşı
1999 - 2004 İkinci Çeçen Savaşı
2003 İkinci Körfez Savaşı
2003 - ... Irak İç Savaşı
2006 İkinci Lübnan Savaşı
2008 Kafkasya Savaşı

Bunların üstüne 1987, 1996 ve 1997 yıllarında Yunanistan, 1998 yılında Suriye ile sıcak savaşın kıyısından dönülmesi,

1984'ten bu yana süren asimetrik savaş / düşük yoğunluklu çatışma,

Başlıcaları 1995, 1997 ve 2007 olmak üzere çok sayıda sınır ötesi askeri harekat; hava bombardımanları,

1980'de bir adet harbici, 1997'de postmodern / psödo ya da adına ne derseniz darbe...

Ve hala ben ve ülkem tek parçayız.

Buna da şükür...

12 Ağustos 2008 Salı

Kafkasya'da Savaş - 12.08.2008


12 Ağustos itibariyle Kafkasya'daki savaş sıcaklığını kaybetmiş görünüyor. Rusya askeri harekâtı durdurma kararı aldı.

1. Gürcistan, Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan ayrılma kararı aldı.


2. Günün en önemli gelişmesi belki de NATO'dan gelen açıklamalardı. NATO Genel Sekreteri Jaap de Hooop Scheffer, Gürcistan'ın NATO adaylığının hala geçerli olduğunu ve bu ülkeye verilen üyelik sözünün halen devam ettiğini, tarafların çatışmaların başladığı 6 Ağustos'tan önceki konumlarına geri çekilmeleri gerektiğini belirtti.
Öte yandan Gürcistan, Rusya'nın bölgede Barış Gücü statüsünde bulunmasını kabul etmeyeceğini açıkladı.

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Kafkasya'da Savaş - 11.08.2008


Kafkasya'daki savaş, Gürcistan'ın içine yayılarak devam ediyor. Gürcü birliklerinin Güney Osetya'dan çekildiği ve Şinvali'nin denetiminin Rus birliklerine geçtiği bildiriliyor.

1. NTVMSNBC'nin haberine göre, Gürcistan, bugünden itibaren askeri harekata son vereceğini bildiren bir notayı Rusya’ya iletti. Rusya ise Gürcistan yeniden güç kullanmama yönünde bağlayıcı bir anlaşmaya imza atarsa Güney Osetya’dan çekileceğini ve müzakereye hazır olduğunu duyurdu.

2. Abhazya, Kodori Geçidi'ne 1,000 kişilik bir askeri birlik gönderdi ve özerk cumhuriyette genel seferberlik ilan edildi. Rus birliklerinin Abhaz güçlerle birleşmek üzere ilerlediği bildiriliyor.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Kafkasya'da Savaş - 09.08.2008

Gürcü Silahlı Kuvvetleri'nin, tek taraflı bağımsızlık ilan eden Güney Osetya Özerk Cumhuriyeti'ne karşı başlattıkları saldırı ile patlak veren ve Rusya'nın müdahil olması ile büyüyen çatışmalar ikinci gününe girdi. Bölgeden birbiri ile çelişen haberler ve resmî açıklamalar geliyor, bu da sağlıklı bir durum değerlendirmesi yapmayı zorlaştırmakta.

Eldeki veri, bilgi ve bunlar ışığında yaptığım durum değerlendirmesi şu şekilde:

8 Ağustos 2008 Cuma

Kafkasya'da Savaş - 08.08.2008


Uzun süredir barut fıçısı halindeki Kafkaslar'da dün gece itibariyle tehlikeli ve şiddetli bir dönem başlamış görünüyor.

Gürcistan ve ayrılıkçı cumhuriyet Güney Osetya güçleri arasında, ateşkes konusunda görüş birliğine varılmasından birkaç saat sonra şiddetli çatışmalar başlandı. İlk gelen haberlere göre Gürcü mekanize birlikleri Güney Osetya'nın başkenti Şinvali'ye bir harekât başlattı. Gürcü birlikleri nin Şinvali'nin çevresindeki 11 yerleşim birimini kontrol almış durumda olduğuna dair iddialar var. Çatışmalarda en az 15 kişinin öldüğü belirtiliyor.

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Mountain Warfare Lessons : The Soviet Afghanistan Campaign

Hintli bir amatör araştırmacı olan Rahul M'in hazırladığı ve Sovyetler'in Afganistan'daki dağlık araziye ilişkin harekat tecrübelerinin irdelendiği makale. Uzun zamandır okumaktan keyif aldığım nadir amatör çalışmalardan. Konuyla ilgilenenlerin vakit ayrıp okumalarını tavsiye ederim.

http://brfrahulm.blogspot.com/2008/07/mountain-warfare-lessons-soviet.html

29 Temmuz 2008 Salı

Foreign Military Sales (FMS) Nedir?

En son 30 adet yeni F-16 alımı sırasında ABD'nin bu uçakları ancak "Kıbrıs Şartı" ile birlikte satmayı kabul ettiği iddiaları yer aldı basınımızda. Yıllardır TAI fabrikasından çıkan her F-16'nın aslında ABD'nin malı olduğu, ABD'nin izni olmadan vidalarının bile değiştirilemeyeceği, çoğunlukla abartılı şehir efsanesi katkılı hikayelerle anlatıldı. Bu hikayelere karşı ulusal gururumuz da "biz aslında F-16'nın kalıbını döküp ondan daha iyi uçak yaptık", "bizim mühendisler F-16'yı 3 kat geliştirdi" türü karşı-saldırılarla korundu. Halbuki bütün bunlar, FMS adı verilen bir sistemden haberdar olunmadan, bilgi sahibi olmadan yapılan yorumlar.

10 Temmuz 2008 Perşembe

Turkish Surface to Surface Rocket and Missile Systems - II

Makalemin ikinci bölümü... Bu kısımda envantere giren orta ve uzun menzilli topçu roketi sistemleri (MLRS, T-300 Kasırga) ile TÜBİTAK - SAGE'nin roket projelerini inceledim.

Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde taktik füze sistemleri, güncel projeler ile geleceğe yönelik tahmin ve öngörülerimi içeren sonuç kısımları yer alacak.

8 Temmuz 2008 Salı

İlk Resimlerim...

Evin derinliklerinde, bir çantanın içindeki ilkokul defterimin arasında buldum aşağıdaki resimleri. Gazete ve kitap sayfalarına çizdiklerimi saymazsam, düz beyaz boş bir yaprağa çizdiğim ilk resimler. 1987 Eylül’ünde, Side’deki tatilimiz sırasında bir akşam ailece gittiğimiz restoranda can sıkıntısından peçete üzerine çizmiştim onları. Görür görmez o akşamı ve çizerken neleri düşündüğümü hatırlayıverdim.

1987 Eylül’ü... Challenger mekiği bir sene önce infilak etmiş, Sovyetler Birliği daha dağılmamış, İran – Irak Savaşı devam ediyor, Türk Milli Takımı şerefli yenilgiler döneminin zirvesinde, F-16 projesi yeni başlamış, ilkokula başlamama kısa bir süre kalmış, Side daha keşfedilmemiş ufacık bir yer...


Karargahın üzerinde dalgalanan bayrakta beceriksizce çizilmiş Gamalı Haç, bunun bir Nazi binası olduğunu gösteriyor. O zamanlar gece vaktini tasvir etmek için hep bayrağımızdaki gibi Ay Yıldız çizerdim. Nöbetçi kulübesinin yanı başında, miğferi başından çıkmış asker, yerde ölü yatıyor. Karargahın içinde iki komutan akşam yemeği yiyorlar. Uçağın tipine, kanat uçlarındaki füzelere bakılacak olursa F-16 projesinden bir hayli ilham (!) almışım. Kanat altı yakıt tanklarını da ihmal etmemişim! (Muhtemelen onları da bomba sanıyordum)



Askerin teçhizatı... Soldan sağa sırayla: Kasatura kılıfı; üzerinde kamuflaj desenleriyle birlikte, kasatura, el bombası; pimini unutmamışım, TSK Armasının beceriksiz bir taklidi, palaska ve takılı su matarası, miğfer...


Favorim... Yukarıdaki çizimde bombalanan Nazi Karargahı'nın mutfağı.. Şişelerin üzerindeki Gamalı Haç'a bakılacak olursa hayal dünyamdaki Nazilerin damak zevki oldukça genişmiş! Çeşit çeşit "Nazi içkisi"nin yanı sıra, o gece Side'deki restoranda gördüğüm deniz mahlûkatından etkilenmiş olmalıyım ki, akrep-benzeri bir yaratığı da mutfağa dahil etmişim. Yazık, başlarına bomba düşüyor ama Herr Generaller nelerin peşinde!
Rafların üstündekiler de muhtemelen ekmektir. Şimdi hatırlayamadım.

30 Haziran 2008 Pazartesi

Turkish Surface to Surface Rocket and Missile Systems - I

Türkiye’nin karadan karaya roket ve füze projelerini, mevcut kabiliyetleri ve gündemdeki projeleri ele aldığım “Turkish Surface to Surface Rocket and Missile Systems” başlıklı makalemin ilk bölümü, Air Combat Information Group’da yayınlandı.

Makaleye bu adresten ulaşabilirsiniz: http://s188567700.online.de/CMS/index.php?option=com_content&task=view&id=190&Itemid=47

Her türlü görüş, yorum ve eleştiriye açığım.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Fas'a 24 Adet F-16C/D Block 52+

Bilindiği gibi Fas'ın yeni nesil savaş uçağı gereksinimi kapsamında 2006 ortalarında Dassault Rafale savaş uçağının adı geçmiş, Dassault başta yalanladığı görüşmeleri daha sonra teyit etmişti.

19.12.2007 tarihinde DSCA tarafından ABD Kongresi'ne, Fas'a yapılması olası 24 adet F-16C/D Block 52+ savaş uçağı ve ilgili alt-sistemlerin satışına dair bir bilgi notu gönderilmişti. Bu bilgi notuna göre,

3 Haziran 2008 Salı

İngiltere Askeri Pilot Eğitim Sistemini Özelleştirdi

Lockheed Martin ve VT Group ortak girişimi olan Ascent, İngiliz Savunma Bakanlığı (Ministry of Defence – MoD) ile 635 milyon Pound’luk bir anlaşma imzaladı. Kapsadığı süre olan 25 yılın sonunda toplma bedelinin 6 milyar Pound’a ulaşması beklenen anlaşma, İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nde hizmet verecek tüm askeri pilotların eğitimini kapsıyor.

Son yılların en geniş kapsamlı özel sektör girişimi (PFI – Private Finance Initiative) olan ve “UK Military Flying Training System – UKMFTS” (Birleşik Krallık Askeri Uçuş Eğitim Sistemi) adı verilen proje kapsamında, İngiliz Kraliyet Deniz Kuvvetleri (Royal Navy), Kraliyet Hava Kuvvetleri (Royal Air Force) ve Kara Havacılık Ordusu (Army Air Corps) bünyesinde görev yapacak pilotların eğitimi, Ascent ve MoD işbirliği ile verilecek. Dolayısıyla bu proje ile, bu üç kuvvetin pilot eğitim sistemleri ortak bir çatı altında toplanmış olmakta.

2 Haziran 2008 Pazartesi

Hindistan'a ABD'den Uçak Gemisi Teklifi? - ABD'den Yalanlama

Daha önce “Hindistan’a ABD’den Uçak Gemisi Teklifi?” başlıklı yazımda bahsi geçen, ABD’nin Hindistan’a emekliye ayrılacak Kitty Hawk uçak gemisini, F/A-18E/F Super Hornet savaş uçaklarını da kapsayan bir paket dahilinde teklif ettiği iddialarına, ABD Savunma Bakanı Robert Gates’den 31 Mayıs’ta yalanlama geldi. Gates, Shangri-La Diyalog Forumu toplantıları için gittiği Singapur’da, bu tür bir plandan haberi olmadığını ifade etti.

30 Mayıs 2008 Cuma

IDAS Füze Sisteminin İlk Deneme Atışı Gerçekleştirildi

Alman Deniz Kuvvetleri'ne ait Tip 212A tipi U-33 denizaltısı, IDAS denizaltıdan fırlatılan hava savunma füzesinin deneme atışını gerçekleştirmiş.

Torpido tüpünden ve denizaltı dalış durumundayken fırlatılan IDAS füze sistemi, havadan havaya kısa menzilli IRIS-T füzesi baz alınarak tasarlanmış ve öncelikli hedefleri DSH helikopterleri, alçak uçan DK uçakları ve hücumbot, liman tesisi vb gibi satıh unsurları.

20 Mayıs 2008 Salı

Romanya'ya 48 Adet F-16

Romanya, savunma bakanlığının 48 adet olarak daha önceden tespit ve ilan etmiş olduğu çok rollü savaş uçağı ihtiyacına binaen ABD'den toplam 48 adet F-16 savaş uçağı almaya hazırlanıyor. FMS (Foreign Military Sales) kanalı ile yapılacak satış ile ilgili DSCA'nın (Defense Security Cooperation Agency) ABD Kongresi'ne bildiriminde satış pakedinin azami 4.5 milyar ABD Doları tutacağı belirtilmiş. Pakedin kalemleri şu şekilde:



13 Mayıs 2008 Salı

Comparison of Conventional and Co-axial Rotor Systems Used in Helicopters

2001 yılında üniversitede İngilizce dönem projesi olarak hazırladığım makale. Bilgisayarımın derinliklerinde buldum. Şimdi tekrar okuduğumda gözüme pek çok hata ve eksiklik çarpıyor ama yine de paylaşmak istedim.

8 Mayıs 2008 Perşembe

Exercise IBSAMAR

Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika Deniz Kuvvetleri unsurlarının katılımı ile gerçekleştirilen IBSAMAR tatbikatı, 05.05.2008 Pazartesi günü Güney Afrika’nın Cape Town kentinde başladı.

Söz konusu üç ülkenin aralarındaki işbirliği olanaklarını geliştirmek için kurduğu IBSA girişiminin bir uzantısı olan tatbikat 15.05.2008 tarihine kadar sürecek.

Tatbikata katılan gemiler:

Güney Afrika

F145 Amatola (MEKO A200SAN; Valour sınıfı FFG)

F146 Isandlwana (MEKO A200SAN; Valour sınıfı FFG)

P1567 Galeshewe (Reshev; Jan Smuts sınıfı PCFG)

M1499 Umkomaas (River; Umzimkulu sınıfı MHC)

A301 Drakensburg (AOR)

Hindistan

D62 Mumbai (Tip 15; Delhi sınıfı DDG)

P64 Karmukh (Tip 25A; Kora sınıfı FSG)

Brezilya

F41 Defensora (Vosper Mk10; Niterói sınıfı FFG)

F44 Independência (Vosper Mk10; Niterói sınıfı FFG)

17 Nisan 2008 Perşembe

Geçmiş Zaman Olur ki...

Air International dergisinin, İtalyan havacılık sanayiinin tanıtıldığı Şubat 1979 sayısının kapağını, o dönemde Türkiye'ye teslim edilen F-104S Starfighter uçakları süslüyor. Toplam 40 adet alınan F-104S'ler, THvKK hizmetinde av - önleme görevlerinde kullanılmıştı

(Resmin büyük hali için üzerine tıklayınız)

10 Nisan 2008 Perşembe

Hill Grey F-104???!!!

Kelimeler kifayetsiz kalıyor bu fotograf karşısında... Gülsem mi ağlasam mı...

Neden?

Fotograftaki uçak bir CF-104 (burundaki bir ve egzos çıkışının altındaki iki adet RWR anten çıkıntısından belli). Seri numarası tam seçilmiyor ancak 63 - xx9 gibi bir şey. Veritabanına göre 63 ile başlayan iki CF-104'ümüz olmuş: 63-869 ve 63-899. İkisi de 8. AJÜ'de görev yapmışlar.

Tabi trajikomik olan bunlar değil elbet.

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - II

Türk Hava Kuvvetleri muharip uçak olarak halen F-16C/D Block 30, Block 40 ve Block 50, F-4E 2020 Terminator ve F-4E Phantom II kullanmakta; yedekte ise ileri eğitim görevlerinde kullanılan N/F-5A/B 2000 bulunuyor.

F-16 filosu Peace Onyx III modernizasyon projesi kapsamında modern teknolojiler ve silah sistemleri ile donatılacak. Peace Onyx IV projesi kapsamında da 30 adet yeni F-16C/D Block 50+ tedarik edilecek.

F-35’lerin 2010’ların ortalarından itibaren hizmete girmesi planlanıyor. Sayı olarak 116 telaffuz edilmekte.

Çok büyük bir kuvvet çarpanı olan F-4E 2020 Terminator’lar, kod isimlerinden de anlaşılacağı üzere 2020’lerde emekliye ayrılacak.

Son derece yaşlı ve yıpranmış olan F-4E Phantom II’ler ise 2010’ları görürlerse rekor kırmış olacaklar: Dayanıklılık rekoru.

Bu çerçevede Türk Hava Kuvvetleri’nin muharip gücünü ABD yapımı platformlara dayandırmaya devam edeceği görünmekte. Peki, ulusal çıkarlarımız açısından son derece tehlikeli bu durumun alternatifleri nelerdir?

9 Nisan 2008 Çarşamba

Ergenekon Operasyonu?

Ergenekon Operasyonu kapsamında gözaltına alınan isimler incelendiği zaman belirgin ortak noktaları olduğu göze çarpıyor.

Bu kişilerin çoğu, sert bir AB ve ABD karşıtı söyleme sahipler ve "Ulusalcılık" olarak da adlandırılan akımın temsilcileri konumundalar.

Toplumdaki genel AB karşıtı söylem ve eylemlerin odağında oldukları söylenebilir.

Türkiye'deki son birkaç yıldır yükselişte olan, genel hatları itibariyle daha dışa kapalı, liberal ekonomiye karşı, AB ve ABD'ye karşı çok sert bir söylem içerisinde bulunan ve zaman zaman Rusya ile yakın işbirliğinin geliştirilmesini de savunan, aslında yekpâre olmayan bu akımın, kanımca önemli bir işlevi bulunmaktaydı.

6 Nisan 2008 Pazar

Kül Kedisi v2.0 - Bir Postmodern Masal Denemesi

Sıkıldı canım bu gri Pazar günü. Bir masal yazmak geldi içimden...

Bir varmış bir yokmuş..

Uzaktaki bir ülkede kül kedisi, üvey annesi ve üvey ablaları ile birlikte yaşarmış. Ama Kül Kedisi'nin üvey annesi ve üvey ablaları ona hiç iyi davranmazmış. Evin tüm işlerini ona yaptırırlar, tüm bulaşıkları tüm çamaşırları ona yıkatırlarmış. Kül Kedisi'ni hiç gezdirmez, hep eve hapsederlermiş. Kendileri de o bar senin bu yemek benim gezerlermiş. Kül kedisi güzelliği dillere destan bir kızmış ama hiç gün yüzü göremiyormuş.

Günlerden bir gün krallıkta büyük bir balo düzenleneceği haberi gelmiş. Baloyu düzenleyen krallığın yakışıklı prensinin, müstakbel eşini bu baloda seçeceği fısıldanıyormuş magazin programlarında. Kül kedisi de içinden bu baloya katılmayı geçirmiş ama üvey annesi ve ablaları ona fırsat vermemişler. Balo günü tüm ütü işini Kül Kedisi'nin üzerine yıkmışlar. Kül kedisi o gün akşama kadar ütü yapmak zorundaymış; annesi ve ablaları da önce kuaföre oradan da makyaja gitmişler. Tonlarca boya badana sürünüp kraliyet villasının yolunu tutmuşlar. Kül Kedisi gözleri yaşlı ütüleri yapmaya koyulmuş. Derken Kül Kedisi'nin aklına bir fikir gelmiş. Bir ütücü kadını aramış ve ütüleri gece yarısı 1200'ye kadar bitirmesi karşılığında 100 YTL vereceğini söylemiş. Kendisi de üvey ablasının elbisesini giymiş, saçını, makyajını yapmış, koyulmuş villanın yoluna.

Balo salonuna girdiğinde bütün gözler onun üzerine çevrilmiş, gecenin en güzel kızı oymuş çünkü. O kadar güzelmiş ki üvey annesi ve ablaları dahi tanıyamamış onu. Bütün gece eğlenmiş, dağıtmış, bir sürü telefon numarası almış, buna prensinki de dahilmiş. Derken gece yarısı olmuş ve eve dönme vakti gelmiş. Aslında eve dönmeyi pek istemiyormuş, çünkü ortam yıkılıyormuş. Ama ütücü kadının parasını vermesi ve tekrar eski haline dönmesi, makyajını temizlemesi gerekiyormuş. Koşa koşa eve dönmüş, koşarken Converse ayakkabılarından birini düşürmüş (ayakkabı fetişisti prens hemen kapmış tabi). Eve dönüp ütücü kadının tembellikten yarım bıraktığı ütüleri tamamlarken gülümsüyormuş. Hayatında bir gece dahi olsa farklı bir şey yaşamış olmaktan dolayı mutluymuş çünkü.

Gökten bir ekmek, bir gazete bir de sigara düşmüş... Üst komşum bakkala uzattığı alışveriş sepetini elinden kaçırmış çünkü... Elma melma yok...

2 Nisan 2008 Çarşamba

Terminatörlerin Kameraları?

CNBC-e Business dergisinin Nisan 2008 sayısının kapak konusunu teşkil eden TSK ve savunma sanayii projelerinin ele alındığı Türk Ordusu 2008 başlıklı makaledeki şu satırlar ilgi çekici:

F-16’lar bomba yağdırırken Terminatörler üzerindeki kameralar aracılığıyla operasyonun görüntüleri Genelkurmay Karargahı’na aktarıldı. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt bu teknolojiyi “PKK kampları artık bizim için BBG evidir” sözleriyle anlatıyordu. 10 yıl önce böyle bir imkan da mevcut değildi.

Savunma basınında yer alan bilgilere göre THvKK envanterindeki F-4E 2020 (Terminator) darbe uçaklarında EL/M-2032 SAR/GMTI özellikli radar ve eski F-4E'lerimizde de kullanılan AN/ASQ-153 PAVE Spike hedefleme podları bulunuyor.

1 Nisan 2008 Salı

Türk Hava Kuvvetleri'nin Geleceği - I

Aşağıdaki yazıyı 2006 Kasım’ında yazmışım bir tartışma platformunda, başka bir konuda yazdıklarımı ararken buldum... Not düşmek adına buraya almak istedim.

Yazının üzerinden yaklaşık 1.5 sene civarında zaman geçmiş. Bu süre zarfında yazının içeriğine dair önemli gelişmeler oldu:

31 Mart 2008 Pazartesi

MİTÜP ve Ana Muharebe Tankı Tasarımı Üzerine Birkaç Not

Örnek 1: Artık BAE Systems bünyesinde yer almakta olan İngiliz Vickers firması mühendisleri, Challanger 2 ana muharebe tankını tasarlarken, zırhlı birliklerdeki tank komutanları ile yüz yüze görüşmeler yaparlar. Bu görüşmelerde komutanlara yeni bir tankta ne gibi özellikleri görmek istedikleri sorulur. Aldıkları yanıtlar arasında özellike pek çok komutandan "tank komutan mahallinin, sürücünün ellerinin görülebileceği bir konuma yerleştirilmesi" talebi kafa karıştırıcıdır. Tank komutanının, sürücünün ellerini görmesinin ne gibi bir artısının olduğu merak edilir. Tank komutanlarının yaptıkları açıklama son derece ilginçtir:

28 Mart 2008 Cuma

Shame on You!

Bir dışişleri bakanı nasıl konuşmamalı?
Dün CNNTürk’te yer alan bir haber beni kelimenin tam anlamıyla dehşeye düşürdü. Haberi okudukça kan beynime sıçradı desem abartmış olmam.

Söz konusu haber, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Hollanda ziyareti sırasında Volkskrant gazetesine verdiği mülakat ile ilgiliydi (Volkskrant gazetesinde yer alan mülakat ve CNNTürk’ün ilgili haberinin metinlerini aşağıda bulabilirsiniz)

Müsadenizle Sn. Babacan’ın CNNTürk’te yer alan sözlerini satır satır okuyayım, satır aralarında gördüklerimi de belirterek:

27 Mart 2008 Perşembe

Venezüella ile Rusya Arasında Su-30 Krizi

Kısa süre önce Cezayir HvK'nin Rusya'dan aldığı MiG-29SMT savaş uçaklarının yeni üretim olmadığı, depolardaki uçakların teslim edildiği ortaya çıkmış, uçakların Rusya'ya iade edildiği basına yansımıştı.(*)

Benzer, hatta daha da vahim bir kriz, henüz basına fazla yansımasa da, Venezüella ile Rusya arasında patlak vermiş durumda.

Venezüella, HvK envanterindeki eskiyen ve ambargo nedeniyle bakım ve yedek parça sıkıntısı çektiği F-16A/B savaş uçaklarının yerine, Rusya'dan 24 adet Su-30MK2 (ihracat kodlaması: Su-30MKV) savaş uçağı alımına dair Haziran 2006'da Rus KnAAPO firması ile bir anlaşma imzalamıştı. İlk 2 uçak aynı senenin Aralık ayında teslim edilmişti. Teslimattaki bu süratin nedeni yeni yeni ortaya çıkıyor.

25 Mart 2008 Salı

Fas'a FREMM

Fransız La Tribune gazetesine dayandırılan aşağıdaki habere gore Fas, Fransa ile 470 milyon Euro karşılığında bir adet FREMM tipi çok rollü firkateyn tedariği için geçtiğimi hafta anlaşmaya vardı. Resmî olarak kamuoyuna 18 Nisan’da duyurulacağı bildirilen alım için Fas hükümetinin Fas ve Fransız bankaları ile kredi konusunda görüşmelere devam etmekte olduğu belirtiliyor.

Thales afiliate DCNS finalises 470 mln eur frigate deal with Morocco

Thomson Financial – 19/03/2008

DCNS has been awarded a contract worth 470 mln eur to supply Morocco with a FREMM European multi-mission frigate, La Tribune reported on its website, citing unnamed sources as saying the deal was finalised last week and will be officially announced on April 18.

It said Morocco is still negotiating funding for the frigate with a pool of French and Moroccan banks.

24 Mart 2008 Pazartesi

BigDog - The Most Advanced Quadruped Robot on Earth

The Most Advanced Quadruped Robot on Earth


BigDog is the alpha male of the Boston Dynamics family of robots. It is a quadruped robot that walks, runs, and climbs on rough terrain and carries heavy loads. BigDog is powered by a gasoline engine that drives a hydraulic actuation system. BigDog's legs are articulated like an animal’s, and have compliant elements that absorb shock and recycle energy from one step to the next. BigDog is the size of a large dog or small mule, measuring 1 meter long, 0.7 meters tall and 75 kg weight.

BigDog has an on-board computer that controls locomotion, servos the legs and handles a wide variety of sensors. BigDog’s control system manages the dynamics of its behavior to keep it balanced, steer, navigate, and regulate energetics as conditions vary. Sensors for locomotion include joint position, joint force, ground contact, ground load, a laser gyroscope, and a stereo vision system. Other sensors focus on the internal state of BigDog, monitoring the hydraulic pressure, oil temperature, engine temperature, rpm, battery charge and others.

In separate trials, BigDog runs at 4 mph, climbs slopes up to 35 degrees, walks across rubble, and carries a 340 lb load.

BigDog is being developed by Boston Dynamics with the goal of creating robots that have rough-terrain mobility that can take them anywhere on Earth that people and animals can go. The program is funded by the Defense Advanced Research Project Agency (DARPA).

19 Mart 2008 Çarşamba

Arthur C. Clarke: Bir Hayalperest Daha göçtü

Bilimkurgu edebiyatının dev isimlerinden, "uzay asansörü"nün, derin uzay yolculuğu yapacak uzay gemileri için merkezkaç prensibine dayanan yapay yerçekiminin, GEO yörüngeye sahip iletişim uydularının, 2001 Uzay Macerası'nın, Rama'nın yaratıcısı bilimkurgu yazarı Arthur C Clarke bugün 90 yaşında bu dünyadaki hayata gözlerini yumdu.

18 Mart 2008 Salı

Mavi Balina 2008

Dün, yani 17 Mart 2008 Pazartesi günü bir deniz tatbikatı sessiz sedasız sona erdi. Gerçi karman çorman şu gündemde kendisine ne kadar yer bulabilirdi bilinmez ancak, konuyla ilgili olanlar için Mavi Balina 2008 (Exercise Blue Whale 2008) tatbikatının önemi oldukça büyüktü.

Mavi Balina 2008 tatbikatı, NATO üyesi Türkiye, Almanya, İngiltere, İtalya, Hollanda, Yunanistan ve ABD Deniz Kuvvetleri unsurlarından müteşekkil Standing NATO Response Force Maritime Group 2 (SNMG 2) deniz filosu ile Pakistan Deniz Kuvvetleri'ne bağlı gemilerin katılımı ile 07 - 17 Mart tarihleri arasında Doğu Akdeniz sularında icra edildi.

19 Şubat 2008 Salı

Hindistan'a ABD'den Uçak Gemisi Teklifi?

Hindistan'ın Force adlı savunma dergisinde yer alan aşağıdaki makaleye göre, ABD geçtiğimiz sene bu ülkeye 2008 yılında emekliye ayrılması planlanan Kitty Hawk uçak gemisinin 10 seneliğine kiralanması ve birlikte 40 F/A-18E/F Super Hornet, 4 EA-18G Growler, 6 E-2D Hawkeye HEİK uçağı ve 12 adet T-45C Goshawk eğitim uçağının satışını içeren bir paket teklif sunmuş.

Bu arada
Vikramaditya (eski Gorşkov) uçak gemisinin hizmete girişi en erken 2011 - 2012 civarına sarkmış durumda.

15 Şubat 2008 Cuma

Ka-50'nin Çeçenistan Macerası

http://www.defense-update.com/images/ka50.jpg

Rus Kamov firması üretimi Ka-50 "Hokum" taarruz helikopteri, askeri havacılıkla ilgilenen pek çok kişinin dikkatini celbetmiştir. Bunun başlıca nedenleri arasında helikopterin sıradışı çizgileri, koaksiyel rotor sistemi, fırlatma koltuğu gibi özellikleri sayılabilir. Soğuk Savaş'ın sonlarına doğru NATO zırhlı birliklerine karşı geliştirilen bu helikopter Rus Kara Kuvvetleri havacılık birlikleri envanterine henüz girmedi. Ancak bu, Ka-50'nin herhangi bir çatışma tecrübesinin bulunmadığı anlamına gelmiyor.

13 Şubat 2008 Çarşamba

Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı

3,000m koşu standardı 14.5 dakikadır. Esas olan bölüğün koşuya birlikte başlayıp, en azından 1,500m civarına kadar birlikte devam etmesidir. Bölük flaması, en önde koşan asker tarafından taşınır ve koşu sırasında el değiştirir.


Koşarken iki çok önemli husus vardır: 1. Nefesi ağızdan alıp burundan vermek, 2. Asla yürümemek; dinlenmek için dahi olsa en azından çok yavaş tempoda koşmaya devam etmek. Zira yürümeye başlandığı anda "şişilir".


3,000m koşu, spor denetlemesinde Temel Beden Eğitimi (TBE) ile birlikte iki ana denetleme konusundan biridir. Bölük mevcudunun 90%'ından azının bu mesafeyi 14.5 dakikadan fazla koşması, bölüğün denetlemeden 0 puan alması anlamına gelir.


Parkur başlangıcı kışla dışında... Koşuya katılacak 76 asker, 3 adet MAN kamyona binecek. Sıraya giriyoruz. Sırada birbiriyle iddialaşanlar, sigara içenler, acemice ısınmaya çalışanlar.. Komut geliyor, birer birer kamyona biniyoruz. Kasanın içi havasız ve dar. Kısa bir bekleyişin ardından hareket ediyoruz. Nizamiye kapısından dışarı çıkınca işin ciddiyeti anlaşılıyor. Kamyonun arkasından geride bıraktığımız yoka bakıyorum. Git git bitmiyor! İki tepecik aşıyoruz ve hala devam ediyoruz. Yolu seyrettiğim için pişman oluyorum (sanki bir şey değişecek gibi)


Kamyonlar duruyor (çok şükür). Aşağı atlıyoruz. Mesafenin uzunluğu gözümü korkutuyor. Beceriksizce ısınmaya çalışıyoruz. Neden sonra sıraya geçiyoruz; iyi koşanlar arkaya komutu geliyor. Ancak içimden, bir yerden sonra fazla bir öneminin kalmayacağını biliyorum bu düzenlemenin.


"Başla" komutu geliyor. Çocukluğumdan beri başıma musallat olan o lanet yine kendini gösteriyor. İki bacağım da kaskatı kesiliyor. Koşamıyorum, hatta yürüyemiyorum. Sıranın sağından solundan arkadaşlar beni geçiyorlar. 1-2 saniyelik cehennem ızdırabından sonra tempomu buluyorum. Sıranın epey gerilerine düştüm ama sorun değil. Koşuyorum.




Yaklaşık 100m sonra ayağımdaki kışlık botun ağırlığını farkediyorum. Bu kadar ağır değildi bu! Kalp atışlarım hızlanmış. Nefesi burnumdan alıp ağzımdan vermeye çalışıyorum ama çok zor! Bacaklarımın ritmi ile nefes alış verişim dengeli değil. Tükettiğim kadar oksijeni çekemiyorum ciğerlerime ve bu bir tür panik duygusuna sebep oluyor.


Arkadaşlarım tarafımdan sağımdan solumdan geçiliyorum ama umrumda değil. Gölgeme bakıyorum ve sadece ona odaklanmaya çalışıyorum. Tempom sabit. Nefes almakta zorlanmaya başlamışken aklıma özel kuvvet askerleri ve komandolar geliyor. Onlara duyduğum saygı bir kat daha artıyor. Doğru dürüst hiç spor yapmamış ben, topu topu 150m koştuktan sonra nefes nefese kalmış haldeyim.


Devamlı bacaklarıma odaklanmaya çalışıyorum. Ayak bileklerimden yukarı doğru ilerlemekte olan sızıyı farkediyorum. Burundan nefes almayı çoktan bıraktım. Ter damlaları ensemden sırtıma süzülüyor. En azından nizamiyeye kadar aynı tempoyla koşmalıyım. 14.5 dakika zaten hedefim değil; kendi süremi geliştireyim yeter.


Evimdeki kanepem gözümün önüne geliyor. Neden bilimyorum, bir anda gözümün önüne tüm canlılığıyla evimdeki kanepem geliyor.


Ve o an olanlar oluyor.


Yılgınlık irademe tecavüz etmeye başlıyor. Sanki ellerimi ve kollarımı kilitlemiş; ıslak ve yapışkan diliyle beni taciz ediyor. Tiksiniyorum ondan ama yavaş yavaş beni ele geçiriyor. "Yürü" diyor, o berbat sırıtışının sıvadığı ağzıyla; "boşver" diyor "kime, neyi ispatlayacaksın?"


Kovuyorum başımdan, kulaklarımı tıkıyorum. Konuşmaya devam ediyor (dudaklarını okuyabiliyorum)


Nizamiye kapısı henüz görünürde yok. İkinci tepeceğin hemen arkasında; yaklaşık 300m mesafede.


Tempomu korumak için son gücümü harcıyorum. Ama yaklaşık 10 dakika sonra göreceğim üzere, aslında daha harcayacak çok gücüm var. Gel de bunu oksijen, daha fazla oksijen için yalvaran, haykıran o ciğerlere anlat!


Yine de tempomu koruyorum. Bir şekilde başarıyorum. Ayaklarımın dili olsa acıdan dünyanın en korkunç çığlıklarını atarlardı herhalde. Asfalt botlarımı, botlarım ayak tabanlarımı kamçılıyor. Alnımdan süzülen terler gözlerimi yakıyor.


Yine de devam ediyorum.


Yutkunmakta zorlanmaya başlıyorum. Tükürüğüm çamurumsu bir kıvama gelmiş; ne tükürebiliyor ne de yutkunabiliyorum. Her yutkunma denemesinde boğazıma yeni bir bıçak saplanıyor.


Yine de tempomu koruyorum. Ve bunu her defasında farketmek bana moral veriyor.


Ve nizamiye göründü.


Yılgınlık saldırmaya devam ediyor. "İki adım yürü", diyor, "biraz açıl, nefes al, şiştin". Çok bel altı vuruyor. "Dalağın patlamak üzere, ciğerin yırtılacak, kalbin duracak!" (Yalan!)


Masa başında geçirilen saatlerin, çizburgerlerin, Starbucks'ın, Double Whopper'ın, Rus salatasının, rakının, biranın ve diğer hepsinin ne anlama geldiğini anlıyorum her nefesimde.


Ayaklarım, ciğerlerim, baldırlarım kavruluyor. Her adımda hem bitiş noktasına biraz daha yaklaşıyorum hem de daha fazla acı çekiyorum. Ah bir nizamiyeye varabilsem!


Ve o an çok büyük bir hata yapıyorum. Artık tüm hedefim nizamiyeye kadar tempomu hiç düşürmemek. Kendi kendime ihanet ediyorum. Yılgınlık irademe ilk hasarı verdi işte!


Artık neredeyse tüm bedenim yanıyor. Birkaç adım yürüyorum sonra istemsizce yeniden koşmaya başlıyorum. Varış noktası artık git gide uzaklaşıyor benden. Nefes alıp verebilmek çok büyük çaba gerektiriyor; zaten içime çektiğim hava önce damağımı sonra ciğerlerimi yakıyor. İçime ateş çekiyorum her adımda. Dayanılır gibi değil.


Parkur üzerinde sağlı sollu dizilen Aile Kantini, Kararâh binası, Mutfak, Gazino ve revir birer birer geride kalmaktadır. Varış noktasına takrîbi mesafe 250m.


Varış noktasında bekleyen arkadaşlarımı görüyorum. Artık son hattı, son bir gayretle koşmak için çabalıyorum. Ciğerlerimin altında karnımın içinde taşlar yığılı sanki. Kendimi zorluyorum.


Ve bitiyor. En sonunda duruyorum. Nefes almak, oturmak, ayakta durmak acı veriyor. Terler bütün vücudumdan aşağı akıyor. Ayaklarımın dibinde minik gölcükler oluşuyor. Kollarım, bacaklarımın her yeri, ayaklarım, tüm gövdem sırılsıklam. Terler bacaklarımdan kamuflajımın dışına sızıyor. Suretımın kıpkırmızı olduğunu görmesem de hissedebiliyorum.


Ve kendi kendime söyleniyorum:


"Nizamiyede durmayacaktım. Yürümeyecektim!"


Son pişmanlık fayda etmiyor. Kaybettim. Başaramadım. Koşamadım. Yıllardır ihmal ettiğim spor, düzgün beslenme benden intikam aldı. Yılgınlık irademe tecavüz etti. Kırıldım.


"Bir dahaki sefere" diyorum, başarısızlığını halının altına süpürmek isteyen her mağlup gibi. Ama içimden bir dahaki seferin çok da farklı sonuçlanmayacağını biliyorum.





9 Şubat 2008 Cumartesi

Eve of Destruction





The eastern world, it is exploding
Violence flarin’, bullets loadin’
You’re old enough to kill, but not for votin’
You don’t believe in war, but what’s that gun you’re totin’
And even the Jordan River has bodies floatin’

But you tell me
Over and over and over again, my friend
Ah, you don’t believe
We’re on the eve
of destruction.

Don’t you understand what I’m tryin’ to say
Can’t you feel the fears I’m feelin’ today?
If the button is pushed, there’s no runnin’ away
There’ll be no one to save, with the world in a grave
[Take a look around ya boy, it's bound to scare ya boy]

And you tell me
Over and over and over again, my friend
Ah, you don’t believe
We’re on the eve
of destruction.

Yeah, my blood’s so mad feels like coagulatin’
I’m sitting here just contemplatin’
I can’t twist the truth, it knows no regulation.
Handful of senators don’t pass legislation
And marches alone can’t bring integration
When human respect is disintegratin’
This whole crazy world is just too frustratin’

And you tell me
Over and over and over again, my friend
Ah, you don’t believe
We’re on the eve
of destruction.

Think of all the hate there is in Red China
Then take a look around to Selma, Alabama
You may leave here for 4 days in space
But when you return, it’s the same old place
The poundin’ of the drums, the pride and disgrace
You can bury your dead, but don’t leave a trace
Hate your next-door neighbor, but don’t forget to say grace
And… tell me over and over and over and over again, my friend
You don’t believe
We’re on the eve
Of destruction
Mm, no no, you don’t believe
We’re on the eve
of destruction.