26 Mayıs 2007 Cumartesi

IDEF 2007 İzlenimleri

Fuar, özellikle IDEF 97 ve IDEF 99 göz önünde tutulacak olursa sönüktü, 2005'tekinden daha cılızdı bile diyebilirim. Bunda tank ve saldırı helikopteri projelerinde karara varılmış olmasının etkisinin yanı ısra, son dönemde izlenilen savunma sanayii politikalrının da etkisi büyük; Ankara'nın konumu ve fuar organizasyonuna ilaveten.

Yabancı katılımcılar açısından önceki fuarın yıldızı İsrail bu kez çok büyük bir varlık göstermedi. Fransa da malum sebeplerden ötürü ücra bir köşede, daha ziyade 3. ülkelerle iş bağlantıları kurma amaçlı bulunuyordu. Buna karşılık Çin'in katılımı büyük ölçüde artmış, İtalya ise deyim yerindeyse şov yapıyordu.

Organizasyonun çok iyi olduğu söylenemez. Özellikle yiyecek-içecek ve ulaşım hizmetleri skandal ölçüsündeydi. Hiç bir yemek standında kredi kartı geçmemesi, sanırım katılımcıları Türk Lirası kullanmaya teşvik (!) amaçlıydı. 2 çay 2 poğaça için 12 YTL verdikten sonra ulusal savunma sanayimizin içinde bulunduğu ArGe bütçe sıkıntısının nedenini çözdüm.

Fuar sırasında Ulus'ta yaşanan aşağılık terör saldırısına ilaveten bir başka üzücü olay da, gösteri uçuşu yapan Mangusta'nın inişi sırasında Sarsılmaz standının çökmesine neden olması ve iki kişinin yaralanması idi. Stand ertesi gün aynen ayağa kalktı ve mankenlerin de etkisiyle önceki günkü popülerliğini kısa sürede yakaladı.

IDEF fuarı ile ilgili daha önceki gözlemlerim aynen geçerli: fuar bölgesel nitelik hedefinden gittikçe daha da uzaklaşıyor. Sadece Türkiye'nin ihtiyaçları ve projelerine odaklı, talî olarak Türkiye'nin iyi ilişkiler içerisinde olduğu ülkelerin hedeflendiği (başta Orta Asya ve Ortadoğu) bir buluşma kimliğine bürünmüş. Bu fuarda ağırlıkta olan deniz araçları ve ilgili alt sistemlerin ağırlığı bu durumun bir yansıması olarak alınabilir.

Şirket ve ürün izlenimlerime gelince:

Fincantieri pazarlama yetkilileri ile uzun ve hararetli bir sohbet yaptım, merkezinde FREMM olan. Standart broşür yazılarını bana ezberden tekrarlamarını sabırla dinledim, FREMM'in halihazırda devam eden belki de yegâne çok rollü firkateyn projesi olduğu, pek çok gelişmiş donanmanın destroyer tonajındanki havasavunma gemilerine yöneldiği için firkateyn piyasasında kendine iyi yer bulabileceği gibi argümanlarla gururlarını okşadım, daha sonra da sakladığım oklarımı saplamaya başladım.

İlk sorum, 11 Eylül sonrası dönemde değişen tehdit ortamı ve pek çok dünya donanmasının korvet türü gemilere yöneldiği bir dönemde FREMM'in bu tür tehditlerle nasıl baş edebileceği idi. Aldığım cevap, kıyı sularında muharebe için korvet türü gemilerin gerekli oluğu, FREMM'in de gerekirse daha "downgraded" bir versiyonla bu ihtiyaçlar için sunulabileceği idi.

İkinci sorum ise Türkiye'deki şanslarının ne olduğu idi. Bilindiği gibi Türkiye'nin bu gemi ile ilgilendiğine dair haberler bir süredir savunma basınında çıkmakta. Türkiye'ye kısa süre önce çok cazip bir teklifle geldiklerini, Türk tarafının bu teklifi kesin ve net bir şekilde reddettiğini, kendilerine iletilen gerekçenin de, artık Türkiye olarak gemi tasarım projelerinin başından itibaren katılımcı olarak yer alma hedefi olduğunu belirttiler. FREMM projesinde böyle bir katılımın şu aşamadan itibaren mümkün olmadığını, bu yüzden de ne kısa ne de uzun vadede FREMM'in Türkiye'de bir şansı olmadığını söylediler. Özellikle "Kim bilir? Burası Türkiye" diye üsteledim, "Yok hayır, hiç sanmıyoruz" diye cevap verdiler, bu da benim aradığım teyitti. "Peki Türkiye ile hangi konularda işbirliğinizin mümkün olduğunu düşünüyorsunuz" diye sordum, LPD konusunda çok iddialı olduklarını söylediler. Bunu da kendilerinden oldukça emin bir şekilde ifade ettiler.

Yunanistan'ı sordum. EMPAE kararları uyarında 3+3 çok rollü firkateyn ihtiyacının mevcut olduğunu, Yunan DzK hedefinin 12 firkateyn (Hydra ve Elli sınıfları ile birlikte) olduğunu, FREMM'in de şansının diğer adaylardan daha yüksek olduğunu söylediler. Daha ben üsteleyemeden daha genç olan yetkili, gülerek, "ama önce olimpiyatın bütçelerindeki hasarını telafi edemediler. + 3 opsiyon bir yana, ilk 3 adetlik partiye bile yetecek paralarının olduğunu sanmıyoruz" dedi.

Alman Diehl standında çok merak ettiğim IDAS ile ilgili ufak bir sohbetim oldu, ürün yetkilisi ile. Bir adet standart 533mm tüp çine dört adet IDAS yerleştiriliyor. Füzenin tasarım amacı öncelikli olarak DSH helikopterleri, daha sonra su üstü gemilerin sensör ve silah sistemleri, üçüncü olarak da kıyı ve liman hedefleri (yer hedeflerine saldırı pazar payını geniş tutmak için eklenmiş). Güdüm kontrolü ise iki aşamalı: İlk önce helikopterin gürültüsü sonardan tespit ediliyor ve yaklaşık pozisyon belirleniyor. Daha sonra füze, gürültüsüz bir biçimde (özel bir yağdan bahsetti?) torpido kovanından dışarı salınıyor. Müspet sephiyeli füze kapsülü, sathın azami 5m altında açılıyor ve füze roket motoru ateşleniyor. Bundan sonra güdüm - kontrol füzenin burnundaki alıcı vasıtasıyla fiber - optik kablo ile gerçekleştiriliyor. Azami menzili 20km. "Peki denizaltı bu füzeyi ateşlendiği anda yerini belli etmez mi? Bu bir risk değil midir?" diye sorduğumda aldığım cevap "Öylece oturup helikopterin su bombası ya da torpido atmasını beklemekten iyidir" şeklinde oldu. Fair enough...

STM'nin standında sergilenen Arama - Kurtarma, Yedekleme ve ihrac için tasarlanan Entegre Lojistik Destek - Karakol gemisi tasarımları gerçekten çok modern ve yenilikçi görünüyorlar. Entegre lojistik destek gemisinin hangi ülke için tasarlandığı bilgisine sahibim, ancak forumda açıklamam doğru olmaz. Yalnız broşüründeki ufak bir detay hangi ülke için tasarlandığı konusunda ip ucu veriyor.

STM MilGem proje ofisinin standındaki sohbetim ise yüreğimin yağlarını eritti, gurur duymama vesile oldu ve uzun zamandır merak ettiğim pek çok soruma cevap oldu. Hepsini maalesef burada yazamıyorum ancak şu şekilde özetleyebilrim:

- İlk gemi TCG Heybeliada'nın borda numarası F-511. Diğer gemiler ise: Burgazada, Kınalıada... şeklinde gidiyor.

- Ben ve bir iki arkadaşım "bunun neresine Mk56 takılabilir" derken, IDEF 2005'te aldığım bilgiye istinaden bu forumda duyurduğum Mk41 opsiyonunun teyidi, proje ofisindeki en yetkili ağızdan geldi: Mk41 VLS için plan da hazır proje de, yer de. Lançerin yeri "B pozisyonu" olarak tabir edilen, 76mm topun hemen arkası, köprünün önü. Lançerin yerleşimine dair aldığım daha detaylı tasarım bilgisini, verdiğim söz nedeniyle saklıyorum.

- Çok yenilikçi bazı tahrik ve sair alt sistem opsiyonları mevcut. Hepsinin planı ve projesi hazır. Ancak daha ilk prototip gemi olan Heybeliada'da tüm bu yeniliklerin hepsini birden denemenin büyük risk olduğu, riskin proje takvimine yayıldığı, bunun sebebinin de bu tür bir gemi tasarım ve tecrübesinin daha önce bulunmadığı söylendi.

- Pakistan ihracatı, muhtemel opsiyonla birlikte neredeyse kesin gibi. Alt sistem konfigürasyonunda farklılıklar olacak. Bir yetkilinin "bizim iznimiz olmadan vidasını bile değiştiremeyecekler" sözünü söyleyişine eklediği gülümseme çok hoşuma gitti.

- MilGem'in 76mm tareti ArGe projesi kapsamında ASELSAN'da tasarlanıp üretilecek. OtoMelara'nın 76mm taretinden farklı olacak.

Dearsan'ın standı çok gözden ırak bir köşedeydi. Maket üzerinde borda numarası yazılı: P-1200. Üç ülke donanması çok ciddi olarak botlara ilgi göstermişler, fuardan sonra kapsamlı görüşmeler gerçekleştirilecek. Tasarımdaki bariz Armidale etkisini ve Austal ile herhangi bir işbirliği yapılıp yapılmadığını sordum. Yetkili tamamen kendi tasarımları olduğunu söyledi. Firmanın hemen hemen tüm yönetim ve tasarım ekibi eski DzKK mensubu imiş.

Gelelim ASELSAN'a...

Entegre deniz muharebe sisteminin broşüründe STAMP'ın 25mm versiyonunun fotografı var.. Hayırdır inşallah.

Daha önce forumda duyurduğum Malezya KMS satışının teyidi geldi. Fuarda sergilenen Igla ile donatılmış KMS, bu ülkeye satılacak versiyon.

M-113 ADesTim araçları kullanıma girmiş. Oldukça pratik bir kullanıcı arayüzü var.

Gerçi ASELSAN standını çok ayrıntılı gezemedim ama Volkan ve Kartalgözü sistemlerini göremedim. Ben mi kaçırdım acaba?

HeliMod projesi için geliştirilen ve SIL (Sistem Entegrasyon Laboratuarı) olduğunu tahmin ettiğim simulator oldukça ilgi topladı. Kalabalıktan çok detaylı inceleyemedim ama yeni kokpit epey modern görünüyor.

Bu arada ArGe 04 kapsamında AselFLIR entegre edilen AH-1'in ilk fotografı Savunma ve Havacılık'ta yayınlandı. Uçuşlara Ağustos ayında başlanacakmış.

Roketsan Cirit projesinde balistik testler tamamlanmış. Bu forumda mı hatırlamıyorum, bazı güdüm kontrol bileşenlerinin yurtdışından geldiğini okudum, ki bu doğru değil. Tamamen Roketsan özkaynakları ile gerçekleştirilmekte olan bir proje. Roketin önden yaklaşık 1/3 kadarlık kısmı dönüyor (veya bu kısım sabit, 2/3 kısım dönüyor, neresinden bakarsanız :) ), ancak sergilenen maketin bir kusuru mu, yoksa stabilite için düşünülmüş bir detay mı çözemedim :) Projenin yaklaık 1 - 1.5 senede olgunluğa erişeceği belirtiliyor.

Otokar standında sergilenen tank teknik çizimi tamamen bir tasarımcıın beyin fırtınası sırasında çizdiği bir eskizden ibaret. Nihai tasarım değil. Görünüş olarak da M-1 şasisi üzerine Leopard 2A4 tareti koyup, biraz da arkadan çekiştirilmiş gibi duruyor.

TAI, C-130 Erciyes projesi kapsamında görev bilgisayarını kendisi üretecekmiş?!? Bu bilgi daha önceden var mıydı, ben mi atladım?

Kesin atladığım ve / veya unuttuğum başka şeyler de vardır, toparlayınca bu mesajıma edit yaparak eklerim. Hem vakit çok geç oldu hem de karnım acıktı.

Hiç yorum yok: