29 Haziran 2006 Perşembe

ATAK: Bu Gördüğüm Tünelin Ucundaki Işık mı, Yaklaşan Trenin Farı mı?

Cumhuriyet gazetesi 29 Haziran tarihli nüshasından bir haber:


ATAK iptal yolunda

TSK'nin taktik-taarruz helikopter projesi, ABD'li şirketlerin çekilmesi ve AB'ye rest çekme nedeniyle tehlikeye girdi. Rusların istenen Mi-28 modeli ile değil de Kamov'la katılması da sorun yarattı.



ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) son dönemdeki ciddi projelerinden biri olan taktik-taarruz helikopter projesi olan ATAK'ta pürüz çıktı. İkinci ihale sürecinin başında ABD'li Bell Textron ile Boeing'in çekilmesi, beklentileri düşürmüştü. Rusların istenen Mi-28 modeli ile değil de Kamov'la katılması diğer olumsuzluk olarak gündeme getiriliyor. Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın ''Müzakere süreci kesilirse kesilir'' açıklamasının ardından ihalenin AB sürecinde Avrupalı firmalar aracılığıyla gündeme getirilmesi olasılığı da zayıflamış durumda.

Savunma Sanayii İcra Komitesi yarın Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantının birinci gündem maddesi ATAK projesi.

Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu 'nun Genelkurmay Başkanlığı, Bülent Ecevit 'in başbakanlığı döneminde etkin olarak çalışmaları yürütülen ATAK projesi, firmalarla yapılan pazarlıkların ardından sonuçlandırılamadı. İlk ihale aşamasında ABD'li King Cobra modeli için Bell Textron ile görüşmeler sürdürüldü. Görüşmeler sürerken Rus-İsrail ortaklığı Kamov da yedekte tutuldu. Sonuç alınamaması üzerine AKP döneminde ihale iptal edildi ve yeni ihaleye çıkıldı. Uzun süre savunma alımlarında ambargo uygulanan Güney Afrika Cumhuriyeti'nden Denel firmasının Rooivalk modeliyle katılmasına karar verildi. Yeni ihalenin ilk süreçlerinde SSM ile uzun görüşmeler yapan ve sonuç alamayan Bell Textron firması ikinci ihaleden çekildi. Ardından ABD ordusunun Irak'ta ve diğer kriz bölgelerinde kullandığı Apachi modelini üreten Boeing de ihaleye katılmayacağını duyurdu.

Türk basınının savunma konularındaki yeteneksizliği, yetersizliği ve cehaleti bilenen bir durum. Acı olsa da kabullenmek, sineye çekmek ve "elbet bir gün kalite ve zeka kırıntılarına rastlayacağız" diye iç çekmekten başka yapacak bir şey yok. Ancak bu en son haberin sıcaktan pelteleşmiş beynimde harekete geçirdiği bir kaç nöron oldu.

Teknoloji transferi ve ihracat lisansı konularındaki şartlar sebebiyle ABD firmaları ihaleye girmeme kararı almışlardı, zira şartnamedeki bazı hususlar ABD mevzuatına uymuyordu. Rusya'nın uzun süre hangi helikopter modeli ile katılacağı merak konusu oldu. Mil Mi-28 Havoc haberleri çıktı ancak daha sonra ilk ATAK ihalesine de katılmış ola Ka-50-2 Erdoğan'ın teklif edildiği öğrenildi. İlk ATAK proje modeli için uygun olabilecek (ve o ihalede Bell AH-1Z King Cobra'dan sonra ikinci olarak kısa listeye giren) Erdoğan'ın bu proje modelinde şans bulması oldukça zor görünmekteydi.

Geriye kaldı üç aday (usual suspects): Denel CSH-2 Rooivalk, Eurocopter Tiger ve Agusta A-129CBT Mangusta.

Bu üç adayın şans sıralamasındaki yerlerine ilişkin hep çelişkili haberler yansıdı savunma basınına. Ancak genel olarak ilk iki sırada Rooivalk ve Tiger'ın adı geçmekteydi.

Şimdi burada bir es verip son 15 günde ATAK ihalesi ile ilgili basına yansıyan haberlere bir göz atalım:

  • 28.06.2006; Middle East News Online: South Africa Offers Missile Projects to Turkey: Denel firmasının Türkiye'ye yaptığı savunma işbirliği önerileri
  • 25.06.2006; Radikal: Helikopter Yarışı Kızıştı: Eurocopter'in Rooivalk helikopterinin seçilmesi durumunda Denel firmasına tekik destek sağlamayacağı haberi.
  • 25.06.2006; Hürriyet: Üç Savunma Bakanından Türkiye'ye Tiger Mektubu: Eurocopter Tiger konsorsiyumu ortakları Almanya, Fransa ve İspanya savunma bakanlarının, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e yazdıkları mektup hakkında haber. Habere göre mektupta Türkiye'ye Tiger üretimine ortak olması, üretim iş bölümünde Fransa'nın hakkından, Türkiye lehine indirim yapması önerileri yer almakta.
  • 22.06.2006; Milliyet: Helikopterde Sürpriz Gelişme: Eurocopter firmasının Denel'den lojistik desteğini çekeceğine dair ilk haber. (Rooivalk helikopteri, Eurocopter Puma / Super Puma serisinin transmisyon ve motor alt sistemlerini kullanmakta)
  • 16.06.2006: The New Anatolian: 1 Tender, 3 Different Preferences: ATAK-II ihalesinde Milli Savunma Bakanlığı'nın Denel Rooivalk, AK Parti hükümetinin Agusta Mangusta, Kara Kuvvetleri'nin ise Eurocopter Tiger'dan yana ağırlık koyduğuna dair haber - makale.
  • 15.06.2006: Bugün: Trilyonluk Mektuplar: Fransız, Alman ve İspanyol savunma bakanlarının MSB Vecdi Gönül'e yazdıkları mektupla ilgili ilk haber - makale; Lale Sarıibrahimoğlu imzalı.

İhale ile ilgili kararın 27 Haziran Salı günkü Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında duyurulması bekleniyordu. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ağabeyinin vefatı nedeniyle toplantı 30 Haziran Cuma gününe (yarın) ertelendi.

Haberlerin içeriklerine ve tarihlerine dikkat çekerim.

Savunma tedarik mekanizması, savunma bürokrasisi ile ilgili asgari bilgisi ve / veya ilgisi olan herkes kolayca tahmin edebilir ki, bu gibi büyük çaplı projelerde karar toplantıdan önce aşağı yukarı netleşmiş olur. Toplantı boyunca karar alıcılar "acaba hangisi daha iyi, şu verileri bir karşılaştıralım" demezler, veriler zaten karşılaştırılmış, raporlar ve değerlendirmeler hazırlanmış olur. Toplantıda tüm bu malzemeler onaya sunulur.

Uzun lafın kısası, "işin rengi" toplantıdan önce belirginleşmeye başlamıştır. Ancak bu demek değildir ki ihale kararları her zaman toplantıdan önce netleşir, meseleler sadece teknik / performans tabanlı değildir çünkü.

Toplantıdan bir iki gün önceki haberlerde o zamana kadar gündemde olmayan teklifler, öneriler birdenbire gündeme geliyor. Garip değil mi? Bu haberlerle ne amaçlanıyor olabilir? SSM bürokratlarının, TSK mensuplarının, kısaca karar alıcıların aklının çelinmesi mi?

Benim bu soruya kendimce verdiğim cevap "hayır"dır.

Ben, bu haberlerin maksadının dar çerçevede savunma bürokrasisi, geniş çerçevede ise kamuoyu üzerinde bir etki bırakmak, bir baskı oluşturmak olduğunu düşünüyorum. Söz gelimi "X" firmasının "Y" helikopterinin seçilme ihtimalinin yüksek olduğuna dair emareler, rakip "A" firması tarafından alınmışsa bu gibi "halkla ilişkiler" atakları gayet manalı olabilir. İhale sonucunda "Y" helikopterinin seçildiğinde bürokrasi / kamuoyuna "bakın biz ne cazip tekliflerle gelmiştik, karar alıcılar gittiler başkasını seçtiler" demeye malzeme, gerekçe olur (Ha "A" firması seçilirse bu sefer o cazip, bol keseden dağıtılan vaatlerin pazarlık masasında nelere dönüşüverdiğini hep beraber görürüz, o ayrı)

Gelelim yukarıda alıntıladığım Cumhuriyet gazetesi haberine:

Aslında haberde yeni bir şey verilmemiş. ABD firmalarının ihaleye girmemesi zaten projede bir miktar ertelemeye sebep olmuş, teklif verme süresi ötelenmişti. Rusya'nın şansı ATAK-II'de baştan beri hiç olmadı zaten. AB'ye çekilen restin bu ihaleyle alakası(zlığı)nı görmek için yukarıdaki haberlere bakmak yeterli.

Türkiye çok önemli bir müşteri ve ihaledeki rakamlar çok büyük. İlaveten Türkiye olası diğer satışlar için iyi bir potansiyel "sıçrama tahtası" ya da "partner" niteliğinde. Hiç bir firma böyle bir fırsatı elinden kaçırmak için gerektiğinde "bel altı vurmaktan" kaçınmaz. Ben basına yansıyan bu haberleri bu bağlamda değerlendiriyorum. Vaat vermek kolaydır, iş imzaya gelene kadar dünyaları vaat edersiniz, biraz ilgi hissettiğinizde azıcık irtifa düşürürsünüz, nabız yoklarsınız, masaya oturduğunuz zaman ucu açık opsiyonlar sunarsınız, her türlü işi yapabileceğinize garanti verirsiniz (ama ne kadar süreye mal olacağını asla belirtmezsiniz, "süre" kelimesi bir nevi günahtır), sözleşme aşamasında gerçekleri sunarsınız. O aşamaya kadar geldikten sonra zaten geri dönüş yoktur. Uzun lafın kısası Nuri Alço'culuk oynarsınız. Almanya, İngiltre, İtalya, ABD, Rusya, Çin hiç fark etmez. Oyunun kuralı bu. Bir ülke kesinlikle ve kesinlikle diğerinden daha farklı değil. Sadece bazıları oyunu daha iyi oynuyor, bazıları da zamanında bol ilaçlı gazoz içtiği için acı tecrübeler yaşamış, kendini korumaya çalışıyor.

Yarınki toplantıdan ne karar çıkacak? Hangi helikopter favori? Açıkçası bu saatten sonra çok da fark etmiyor. Sikorsky R-4 bile seçilse söyleyeceğim tek şey "hayırlı olsun" olur.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

hi!This was a really wonderful subject!
I come from itlay, I was luck to find your blog in digg
Also I obtain much in your blog really thanks very much i will come later