5 Nisan 2006 Çarşamba

Basra Körfezi'nin Güvenliği ve İran

1980 - 1988 arasındaki İran - Irak Savaşı'ndaki Tanker Savaşları sonunda İran gördü ki, Basra Körfezi hem yumuşak karnı, hem de silahı olabiliyor. Bu sırada iki ülke de birbirlerinin petrol trafiğine larşılıklı saldırılarda bulundu. Irak daha önce alternatif petrol ihrac güzergahları inşa ettiği için (İran - Irak Savaşı başlığında belirtmiştim) nispeten az etkilendi tanker kayıplarından. Ancak İran'ın petrol ihracatının hala ezici büyük kısmı Körfez vasıtasıyla yapılmakta. Tanker Savaşları'ndaki kayıpları İran'a milyarlaca kayıba ve ihracatını düşmesine sebep oldu.

İran bu savaşta gördü ki;

1. Bir şekilde Körfez'e girişi - çıkışı kontrol edebilirse veya bloke edebilirse uluslararası petrol piyasalarını şiddetli biçimde manipüle edebilir. Bu, Rusya ve giderek sanayileşen (=petrole ihtiyacı artan) Çin faktörleri ile birleşince muazzam bir koza dönüşüyor. Bu arada Çin demişken... Basra Körfezi'nin çıkışına yakın bir yerlerde Çin için uygun bir deniz üssü için arazi var mıdır acaba? Emlak fiyatları o bölgelerde epey artabilir...

2. Ayrıca ABD'nin 1980'lerden itibaren Körfez'de artırdığı askeri varlığı ve filosu da İran'ın petrol sevkiyatı ve Körfez üzerindeki emelleri önünde bir tehdit. Körfez'deki ABD askeri varlığıyla düzenli bir ordu ile baş etmeleri de mümkün değil.



Bir internet forumunda gördüğüm yukarıdaki resim çok manalı aslında. Bu resimde bir İranlı besic ,motosikletin üstünde, arkasında oturan diğer Besic de elinde RPG tutuyor. İran, savaş sırasında onlarca motosikletli RPG timleriyle Irak zırhlı araçlarına böyle saldırdı. Köfezde motor botların üzerine ZU-23 ve havan monte ederek petrol tankerlerine de benzer doktrini uygulayarak saldırmıştı.

Biraz Tom Clancy'cilik oynayayım:

Bir İran petrol tankeri Hürmüz Boğazı açıklarında mekanik arıza sebebiyle süratini pek ağır yola indirir. Tankerin süraitndeki bu ani düşüş bölgedeki ABD devriye uçakları tarafından tespit edilir ve bir SH-60 Seahawk bölgeye gönderilir. SH-60'ın görsel incelemesi sonucu olağandışı bir durum olmadığı rapor edilir. FLIR görüntüleri de bu esnada gerçek zamanlı olarak analiz için Bahreyn'deki üsse iletilmektedir. Bir buçuk saat sonra tanker arızasının giderildiğini rapor ederek tekrar yoluna devam eder.

Yaklaşık bir hafta sonra İran devlet televizyonunda, "ABD tehditlerine cevap olarak özel ekipmanlarla modifiye edilmiş üç İran gemisinin Hürmüz Boğazı'na mayın döşediği, mayınların özel bir hedef tespit sistemine sahip olduğunu ve sadece ABD gemilerine kilitlenecekleri, gemilerin de ulusal olarak geliştirilen gizli ve "stealth" bir mayın döşeme sistemine sahip oldukları bu yüzden zavallı Amerikan donanmasının kendilerini fark edemediği" açılanır. Bir geminin mayın dökerkenki video görüntüleri yayınlanır.

Kıyamet kopar.

ABD bölgeye mayın tespit ve tarama güçleri kaydırır ancak ABD'nin mayın savaş güçleri yeterli olmadığı için İngiltere ve İtalya'dan destek istenir. Bütçe sıkıntıları sebebiyle donanması zor günler geçiren İngiltere kısıtlı destek verir. İtalya'da destek konusu siyasi krize sebep olur.

Körfez'deki mayınlar sebebiyle tanker trafiği minimuma düşer, petrol fiyatlarında muazzam oynamalar olur.

İran'ın Rusya'dan bir süre önce deniz saldırı kabiliyetli Su-24 savaş uçakları, Çin'den de Silk Worm gemi saldırı füzelerinin gelişmiş bir versiyonunu satın aldığı ortaya çıkar. ABD uydu fotograflarına göre alınan Su-24'ler Hürmüz boğazına yakın üslerde konuşlanmıştır, kanat altlarında güdümlü füzeler görülmektedir, tipleri tanımlanamamıştır.

Birkaç gün sonra bir ABD destroyerine 25 adet İran mini sürat botu tarafından saldırı düzenlenir. Her bir botta 2 adet tanksavar füzesi bulunmaktadır. Destroyerin CIWS ve 12.7mm makinel tüfekleri botlarda 18 adedini tahrip eder, 4 bot füzesini ateşlemeyi başarır, 6 adet füze geminin çeşitli yerlerine isabet eder. Geminin SATCOM sistemi, seyrüsefer radarı ve hava arama radarı ve helikopter hangarı tahrip olur; savaş dışı kalınmıştır. Gemi Bahreyn'e döner. Olay dünya TV'lerinde yayınlanır. Aynı gün benzer taktiklerle çeşitli ülkelerin bayraklarını taşıyan 5 petrol tankeri ya ağır hasar alır ya da batar.


Anlatmak istediğim şu: İran'ın ABD'yle topyekün bir savaşa girmesine, bildiğimiz anlamda, ülkeler arasındaki "simetrik" savaşın benzerini yapmasına gerek yok. İran tam anlamıyla sanayileşmiş bir ülke olmadığı için petrol fiyatlarındaki oynamalar bu ülkeye, ABD'ye olduğu kadar büyük etki yapmaz. ABD'de yaşayan arkadaşlar daha iyi bilirler gerçi ama, orada benzin fiyatlarındaki birkaç sentlik oynama bile büyük olay olabiliyor.

Kimse (Allah göstermesin) olası bir savaşta İran savaş uçaklarının ABD uçaklarıyla dogfight yapmasını, ya da İran'ın askeri geçitlerde sergilediği füzeleri falan kullanmasını beklemesin, veya ben kendi adıma beklemiyorum. İran'ın stratejisi bir bakıma oldukça akıllıca aslında: Gücünün ve zaaflarının farkıdalar. Biz Molla rejimini çağdışı, İranlılar'ı da geri kalmış görüyoruz. Ama aynı Türkiye gibi yüzlerce yıllık devlet geleneğine sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Ben şahsen forumlarda şişirilen haberlerle falan hep dalga geçtim, F-35 ile Azaraksh'ın performansını karşılaştıran topicler gördüğüm sürece de dalga geçmeye devam ederim. Ancak ortada "cambazlığın" ne olduğunu gayet iyi bilen bir devlet var.

Hiç yorum yok: