14 Temmuz 2005 Perşembe

Önleyici Saldırı ve PKK

Önleyici Saldırı, hiç bir zaman onu uygulayan devlet için kolay olmamıştır. Çünkü işin çok karışık siyasi, hukuki ve toplumsal boyutları vardır. Saldırıdan önce ince düşünülmüş ve iyi planlanmış bir kamuoyu yaratma faaliyeti yürütülmeli, karşılaşılabilecek uluslararası baskılara karşı çeşitli eylem planları hazırlanmalı, zemin yoklama çalışmaları yapılmalıdır. Tüm bunlar o kadar sessiz, derinden ve çabuk yapılmalıdır ki, sonuçta gerçekleşecek saldırı gerçekten tehdidi oluşmadan önleyebilsin (zamanlama tutturulsun)



Ermenistan'a sızan teröristlere karşı bu tarz bir operasyon yapılsaydı ne olurdu? Egemen bir devlete karşı bu tarz bir harekatı nasıl açıklayabilirdik? Hele hele soykırım muhabbetinin alev aldığı bu dönemde.. Her şeyin bir kılıfı elbette oluşturulabilir, ancak zaman ve mekan meselesi. Atılan taş ürkütülen kurbağaya değmeli...

Kandil Dağı için ben biraz farklı düşünüyorum. Elbette nihai olarak orası için bir demir yumruk kaçınılmazdır.. Ama Kandil denince benim aklıma hep Bekaa ve İsrail'in Lübnan'dan çektikleri geliyor. İsrail gerek Bekaa'yı gerekse Lübnan'ı yıllarca bombaladı, yetmedi 1982'de işgal etti. Yine de etkili ve tam sonuç alamadı. Kandil Dağı'nın uydu fotograflarına bakarsanız (Google Earth sağolsun :)) ne denli berbat bir yerde olduğunu, ne denli berbat bir bölge olduğunu anlarsınız. Buraya yapılacak bir operasyon, ne kadar iyi planlanırsa planlansın, ne kadar büyük bir güçle icra edilirse edilsin, nihai sonuç sağlayamayacaktır (verilmesi muhtemel kayıpların boyutunu ise tahmin edemiyorum teknik detaylarına vakıf olmadığım için).

Bence Kandil bir bataklık, bir "not-so-safe haven" haline getirilmelidir. Yani teröristler orada barınmaya mecbur bırakılmalı, ancak orada barınmak onlara acı verici hale getirilmelidir.

Ne diyorum ben?

Kandil Dağı'nın damarları kurutulmalıdır. Bu dağ Türkiye, Irak ve İran sınırlarının kesiştiği bir bölgede.. Yani bu dağın hem beslenmesi, hem de buradan çıkış yolu, üç ülkeden gerçekleşebilir. Bölgenin Türkiye tarafındaki sınır güvenliği azamiye çıkarılmalı, bu yoğun askeri önlemleri gerektiren bir konu..

İran ile sınır güvenliği ve teröre karşı işbirliği anlamında adımlar atılabilir... Kısa süre önce İran uçaklarının Kandil'e yaptığı saldırı bu açıdan bence manidardır.. Eğer İran ile sınır güvenliği konusunda işbirliği sağlanabilir ve İranlılar bu konuya hassasiyetle eğilirse, tarfatn fazlaca sorun çıkacağını sanmıyorum. Kuzey Irak'taki hızla değişen güç dengelerinin, İran'ı Türkiye ile işbirliğine daha hevesli hale getireceğini sanıyorum..

Kuzey Irak'a gelince.. Bence bölgeye Kandil'i beslemesi için sebep bırakılmamalı, başka bir ifadeyle Kandil'i beslemek Kuzey Irak'ın çıkarlarına ters hale getirilmelidir. Bence bunun yolu askeriden ziyade siyasi ve ekonomik adımlardan geçiyor.. İkinci sınır kapısı, nakliye / taşımacılık, bölge halkı üzerinde daha etkili siyasi - psikolojik ağırlık gibi politikalar, bölgeyi Türkiye'ye daha fazla bağımlı hale getirebilir. Bundan kastım, bölgenin boynuna bir "kement" geçirmek. Bana fazla mı havladın? Sıkarım ilmeği biraz daha..

Benim takip edebildiğim kadarıyla ABD ile bir şekilde bölgeye dair bir mutabaka varılabilir. Bence ortam önce yumruk atmak için hazırlanmalı, sanırım o yumruk pek bir ses getirici olacaktır...

Hiç yorum yok: