3 Mayıs 2005 Salı

"Tanker Savaşları"


“Tanker Savaşları”, İran Irak savaşı'nın daha ziyade 1984 - 1987 arasındaki periyodunda cereyan eden ve iki tarafın karşılıklı Basra Körfezi'ndeki petrol trafiğine saldırılarının gerçekleştiği döneme verilen isim... Bu dönem, İran - Irak savaşı'nın etkilerinin küresel ölçeğe genişlemesine ve savaşa dolaylı da olsa büyük güçlerin müdahil olmasına sebep olmuştur. Tanker Savaşları sırasında ayrıca dünyadaki petrol fiyatları hatırı sayılır ölçüde artmıştır.

İlk olarak Irak, mayıs 1981'de Basra Körfezi'nin büyük kısmını tek taraflı olarak açık bölge ilan etmiş ve buraya giren tüm gemileri vuracağını ilan etmiştir. İran için hayati öneme sahip petrol nakliyatı bu bölgeden gerçekleşmektedir, bu nakliyatın devamı İran'ın korkunç maliyetleri bulan savaşı finanse etmesi için gereklidir. 1981'den 1984'e kadar olan safhada Irak tarafından daha ziyade kısıtlı ölçekte saldırılar gerçekleşmiş, bazı İran petrol platformları ve limanları vurulmuştur.



Mart 1984'te Irak, açık bölgenin sınırlarını tüm Körfezi kapsayacak ölçüde genişletmiş ve Fransa'dan yeni savaş uçakları ve güdümlü füzeler satın almıştır. Bu dönemde Irak tarafından İran'a giren ve bu ülkeden ayrılan petrol tankerlerine karşı yoğun bir saldırı dalgası başlamıştır. Hedefler arasında tankerlere ilaveten nakliye gemileri de bulunmaktadır. Irak saldırıları İran'ın petrol ihracatını yarı yarıya düşürür, İran da karşılık olarak körfeze giren ve Irak'a doğru yol alan petrol tankerlerine saldırmaya başlar. Arada pek çok sivil veya başka ülkelerden gemi isabet alır, bazıları batar. Tanker savaşı yavaş yavaş kontrolden çıkmaktadır.

Bunun üzerine iki taraf arasında BM hakemliğinde bir moratoryum imzalanır ve karşılıklı sivil hedeflere saldırılmayacağı garantisi verilir. Ancak bir süre sonra Irak bu moratoryumu ihlal etmeye başlar. Deyim yerindeyse yüzen her şeye saldırmaya, füze sallamaya başlar. Bunun üzerine İran da gemi azıya alır. Artık bir nevi hedef gözetilmeden karşılıklı atış yapılmaya başlanır ve pek çok tarafsız petrol tankeri batar, bunun da etkileri petrol fiyatlarında görülmeye başlar. Burada da devreye ABD, SSCB, Japonya ve pek çok Avrupa devleti girer. Anılan ülkeler körfeze giren tankerleri kendi korumaları altına alır ve kendi bayraklarını çeker. Yani söz gelimi ABD bayrağı çekmiş bir tankere saldırmak ABD'ye saldırmak anlamına gelecektir.

Bu sırada enteresan bir şey olur.

Bir Irak Mirage F1 savaş uçağı bir Exocet anti gemi füzesi ateşler. Hedefi bir petrol tankeridir, en azından Iraklı pilot öyle sanmaktadır. Ancak füze vura vura USS Stark adlı ABD fırkateynini vurur! 37 denizci ölür. Irak resmen yusuf yusuf modunda ABD'den milyonlarca kez özür diler, denizcilerin ailelerini tazminata boğar. Bir ABD karşı saldırısından korkmaktadır. ABD esip gürler, ama Irak'a karşı değil.

Saldırıdan İran'ı sorumlu tutar ABD. Buna göre İran bu tür saldırıları provoke etmektedir.

İran altta kalır mı? O da ABD'ye esip gürler. Yetmez körfeze daha fazla mayın yerleştirir. O da yetmez ABD bayrağı çekilmiş petrol tankerlerine ve ABD devriye gemilerine vur kaç saldırıları yapar.

ABD de bunun altında kalmaz. ABD özel timleri bir kaç İran petrol platformuna operasyon düzenler, platformları tamamen imha eder.

İran bunun altında kalır.

Bu arada savaş diğer cephelerde tüm şiddetiyle, tüm korkunçluğuyla, tüm saçmalığıyla devam eder. İranlı ortaokul çocukları insan dalgası taktikleriyle Irak cephelerine saldırtılır, Irak, İran şehirlerine uzun menzilli füzeler atar, İran da tabi bunun altında kalmaz, petrol fiyatları artar, derken iki taraf da "artık yeter" demeye karar verir. Yıl 1988 olur. İran Irak savaşı da, tanker savaşları da sona erer.

Sonuçta ne olur?

- Irak'ın anormal artan borçları ekonomik olarak onu en az 20 yıl geriye götürür. Bunda tanker savaşları süresince sekteye uğrayan petrol sevkiyatının büyük etkisi vardır. Öyle ki 1988'den sonra tüm petrol gelirlerini olduğu gibi altyapı yatırımına harcasa bile, bir 20 yıl daha savaştan önceki durumuna ulaşamayacaktır. Sonuçta borç yiğidi sağlam kamçılar, Kuveyt'e saldırır Saddam.

- İran'ın petrol gelirleri ve enerji altyapısı çöker. Ekonomik kriz ülkeyi boğar. Irak'tan farklı bir durum söz konusu değildir. Ayrıca Basra Körfezi'ndeki petrol nakliyatını kontrol etmek için güdümlü füzelere ve mayınlara inanılmaz yatırım yapılmaya başlanır.

- ABD, bölgedeki petrol sevkiyatının hem kendisi hem de küresel satranç oyunu üzerindeki önemini anlar. Bölgeye daha fazla yerleşir. 1991'deki Körfez Savaşı da bunun tuzu biberi olur. 2003'deki İkinci Körfez Savaşı ise creme de la creme.

Hiç yorum yok: